Aklını Yitiren Divane Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3579

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Aklını Yitiren Divane

Sarsılır vücudum, dimağda tütüyor hayaletin,
Satırlara dökerken, hep eksik kalır ifadeler,
Zihnimde parlar, dükkan camından süzülen suretin,
Kadıköy fırınından, içeri sızan zarafetin.
*
Ruhumu dağlıyordu, şelale misali didelerin,
Gövdemi parça parça ayırdı, keskin pençelerin,
Serdin can evimi, merhamet yoksunu mermerlere,
Toy çağım, sevdadan bihaber, görmedim tek benzerin.
*
Dükkan eşiğinden, adım attığın aydınlık çağa,
Somun taşıyordun kollarında, sımsıcak kucağa,
Vardım mahalline, tebessümün kazındı sineme,
Günlerce bekleyiş sürdü, vapur yanaşan durağa.
*
Mektep çıkışında, yolunu gözlerdim, güneş batardı,
Zamanın şaşmazdı, hanene adımlarımız artardı,
Kadıköy yollarında, ruhumuz tarifsiz coşkularda,
Dilim tutulurdu karşında, kelamlar hep bocalardı.
*
Armağan sunardım, çevirirdin yüzünü hep yabana,
Peşimde dolanma, yaklaşma tembihledin, kana kana,
Şayet dileseydin, söküp verirdim göğsümden umutla,
Sakın esirgerim zannetme, fısıldasaydın cihana.
*
Yatağa düşünce, ablan belirdi fırın kapısında,
Vurgunun nerede diyerek, arandı durdu yollarda,
İzleseydin ahvalimi, utançtan kavruldum tezgahta,
Anladım sonunda, muhabbet beslemiş gizli dünyada.
*
Ablana fısıldamış sırrını, sevindim kör uçuşla,
Hastalık vurduğunu duyurdu ablan, derin yakarışla,
Pembe güller açmıştır, tebessüm eden şen simasında,
Dolaptan merhemi, özenerek paketledim bakışla.
*
Teslim ettim paketi, sıhhat diledim kırık nefesle,
Şahit olmalıydın sevincime, yüzümdeki hevesle,
Kasılan adımlarla, dükkana daldı yabancı ergen,
Dükkanın yamağını aradı, hiddetle dolan nefesle.
*
İzinliydi kalfamız, tezgahta olmadığını bildirdim,
Haber sal yoldaşına, yüce sevdiğimden çekilsin zalim,
Akabinde felaket doğurur, tehdidini savurdu,
Sevdiğim sözünden maksadı kimdi, beynimi kemirdim.
*
Galiba lakabım, kasıtlı karartılmıştı gizlice,
Yıllar geçince anlaşıldı, sokağınızda mahallece,
Meczup tavırlı kaba zalim, dadanmış melek yüzlü cana,
Ruhumu adadığım şahıs mevcut, yaklaşma dedin sertçe.
*
Kimliğini sorunca, fırında ter döker beyanını,
Gözdağı koparmış, saklamışsın asıl kahramanını,
Cismime ziyan erişir, toprağa düşürürler tasası,
Çekinmeden haykırmışsın, kalfamızın kuru sanını.
*
Aslında, ruhumdan firar etmenin, sırrı tam gizemmiş,
Niçin suskun kaldın Leyla, sinemi yırtan derin dertmiş,
Uğruna fani varlığımı, hiç çekinmeden harcardım,
Huzurunda bocalayıp, tek hece dahi edemezmiş.
*
Üzerime, kor nehirler boşanmışçasına hep yandım,
Asıl lakabımı, dudaklarından haykırsaydın şaşardım,
Şu kaba serseriyi, paramparça ederdim usanmadan,
Nefesimi düşünmeden, toprağın altına yollardım.
*
Asla meydanı terk eder mi yürek, merhametsiz şeytana,
Cansız bedenim, toprağa düşene dek taparken canana,
Duyun feryadımı, Kadıköylü kıymetli yaren yoldaşlar,
Zerre yalan barındırmaz, sinemden yankılanan destan da.
*
Dilerseniz, efsane sayıp gülüp geçmek size mutlaktır,
Zihnimi saran uydurma kuruntu, diyerek bakmak haktır,
Ele tutuşturacağım ufak belge, numunesi eksik,
Hüznü sevinci ile, göğsümün zindanlarında tutsaktır.
*
Şahsıma ait, maziye karışan yegane kara sevda,
Tutulup kalmanın sızısı, zehirden betermiş solumda,
Ruhun isyanlarını, dizelere döktürür fani kul da,
Aklını yitiren divanenin, nara attığı handa.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 10.3.2026 21:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!