Gözlerin, unuttuğum bir lisanın en keskin cümlesi,
Her bakışında alfabeler devriliyor,
kelimeler secdeye varıyor.
Belki ruhlar henüz bedenlere taksim edilmeden evvel,
Henüz vakit, vaktin içinde bir sır olarak saklıyken;
Bir melek bizim isimlerimizi "Levh-i Mahfuz"da
Aynı yaprağa kazımıştı.
Sen, kaburgamdaki o kadim boşluğun tek sahibisin;
Sökülüp alınan bir parçanın sızısı değil,
yerine oturan bir mucizesin.
Biz, balçığa can verilmeden,
çamurumuz henüz yoğrulmadan çok önce,
Henüz Adem cenneten kovulmamışken
Bir ışık hüzmesinde, Arş-ı Alâ'nın gölgesinde vuslata ermiştik.
Yeryüzü, sadece bu muazzam randevunun solgun bir taklidi şimdi.
Attığımız her adım,
o ezelî kucaklaşmanın yankısıdır;
İçtiğimiz her su,
o mukaddes ışığın sönük bir parıltısı.
Zaman dediğin,
bizi birbirimize kavuşturan o ince yoldan ibaret,
Mekân ise sadece seninle sustuğumuz
o muazzam boşluk…
İsimlerimiz bir kez yan yana düştü
o mukaddes levhada,
Artık hangi rüzgâr savurursa savursun,
hangi ten örterse örtsün;
Ruhum, o ışık hüzmesindeki ilk karşılaşmamızı tanıyor.
Sen benim hem başlangıcım
hem de varacağım o son duraksın;
Kaderin alnına vurulmuş en zarif mühür,
Toprağım unutsa da ruhun ezbere bildiği o şarkısın.
Varsın dünya dönsün, varsın takvimler tükensin;
Biz o ilk hüzmede çoktan "bir" olmuşuz,
Ötesi sadece bu rüyanın uyanışıdır..
Kayıt Tarihi : 23.09.2006 21:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




bu duvarı aşacaksa
duygusuz duygular...
TÜM YORUMLAR (8)