I
Sıçrayarak bir şeyler demeye başladı bir gün çocuk…
Endişesi arttı, zaten geceden pek tekin uyumamıştı. Sağlam iradesi ve mantığıyla zapdettiği günlerdi bugünler onun.
Uyuduğunda evindeydi, ama şimdi başka bir yerde uyanmıştı; çevresinde kayalardan duvarlar gördü, burası bir mağaraydı. Kendini tanıdık bir yerde gibi hissetti; duvara kazılmış olduğu anlaşılan gömme bir gözde bir kitap buldu. Dünyanın dibine kazarak antik verileri bulması gerektiğini anlamıştı. Bunun için Kumral Köstebek’i bulması gerektiği anlatılıyordu. Bu nerede yaşar, napar bilmiyordu, ama onu bulacaktı. O da dünyaya gitmeye karar verdi. Kumral köstebek’in kendisinden daha fazla insani verilerle donatılmış olduğunu biliyordu, her ne kadar kendisi pek cinlere benzemese bile.
Küçük bahçeler yapmaktır işimiz,
Küçük bahçeler; bahçelerin, ormanların içlerine.
Betonarme yapılar yatırırlar onlarsa
Bahçe içlerine, dikerler zevk şezlongları.
Cıvıl cıvılın içine çimento dökülmez
Sayfiyede; karartır, harep eder, batırır…
Gel
şarap içelim
karşılıklı.
Loşlaştıralım.
Karşımızda plazma açık.
Hadi doğalım yeniden,
başkaları uyanmadan.
Çöp kutusuna yönel(ir misin) ,
gülerek çöpümüzü atalım.
Yaladı geçti teğeti, vuran, vuran
Sönmeyen dalgaların çiz bir köpüğü
-
Fazıl Hüsnü'de bir çocuk imgesi;
Aldı götürdü,
Sormazken sen,
açıveren güller..
Ah okyanus altın kumsalı, süpürüver şen şakrak dalgalarını!
Sevgiliyi ulaştır, yansıt sevdiğini!
- Döngüsünde mevsimlerin, kendimizden uzaklaşmadıklarımızda …
İlk düştü havaya, bekledi ilki nağraya;
Düştü suya ikinci, üçüncü belirdi toprakta.
Ne garip kızdı şu Çeşminaz,
sessizce oturur bir köşede.
Zil çalınca kalkar
gider kantinlere bir şeyler alır
gelir oturur yer onları.
Güler yakın arkadaşlarıyla
Çeviri yapmak mıdır yazdıklarımı anlamak
ya da anlamlandırmak mıdır
Türkçe’sini Latin
harflerinde bulmak zorunda durulmuş
Ve ama zenginleştirilmiş –
Yapmış olduğu gibi Shakespeare’nin
El elden üstünse de elin elimde.
seneler boyunca; havada dönen, dönen tülsü adaların? ...'*
Sıkı el kavrayış, bir öpüş,
Ağızda sezilen yaz lavının öğlen on ikisinde, bir yanardağ sularında,
mağmanın içerden çıkış anında, yükselirken,
oradan koparılış, sökülüş! ...




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...