Üzerime çökmüş bahar yorgunluğu.
Uyukluyorum, kuş sesleri içinde
Tabiat, uyanmış!
Her yer yeşil, esniyorum yorgunluk varken üzerimde.
Etrafımda, turunç ağaçları
Bak, dostum;
Hüzün varsa içinde, dök yerlere.
Alışkınım.
Ben toplarım, tane, tane yerlerden.
Bakışların hançer gibi
XX
Bakışların, hançer gibi parlıyor
Ey beni kendine, cezbeden dağlar,
Senin kıvrım, kıvrım, ne yolların var,
Gözlerime bakıp’ da, gel deme bana,
Gelmeme bir mani hastalığım var.
Bilirsin âşıktım, önceden sana,
Severken ikimiz, birbirimizi,
Ayrıldık nedense, bizler sebepsiz.
Kanadımı kırdın, terk ettin beni,
Şimdi ben, nasıl yaşarım şu sensiz..
Yıllarca bir haber gelmedi senden
Ne çilem varmış meğer şu dünyada,
Çektiğim şu çilem, canıma yetti,
Şu çilem yüzünden, küstüm hayata,
Hayat beni doğduğuma pişman etti.
Gülmedi yüzlerim, yalan dünyada,
Bir ağaç sallandı rüzgârdan.
Sallandı da, sallanır sallanmaz bir yaprak düştü dalından.
Ağaç üzgün ve dalı üzgün,
Bakıp, bakıp geçiyor insanlar yanından.
Kara bulutlar ağdı, ovalardan dağlara,
Bir hüzün yağmurudur, başladı onun arkasından.
Umuda sarılmış giderken bir gün
Güneşle tanıştım gittiğim yolda
Dediler gittiğin yol güzel övün
İnandım başıma geldi de sevda
İnandım bu aşka ilk günden daha
Gülümsedi.
Sonra başladı, etrafına kahkahalar saçmaya
Oysa ortada gülünecek bir şeyler yoktu.
Söz yoktu.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!