Böyle konuşmadık bu değil sözün
Maskeler kayboldu görüldü yüzün
Toprak değil meğer ateşmiş özün
Her gün biraz daha ağlattın beni
Sükut-u hayale uğrattın beni
Suyu yakıp bulut eyleyen gözler
Hasretle sevdanın yolunu gözler
Ne çıkar uzakta açsa çiçekler
Bilmez mi bekleyen usanmaz bekler
EVLAT
Sıradan bir çiçek değil
Hârda açan güldür evlat
Arı toplar böcek değil
En şifalı baldır evlat
Kan ve göz yaşıyla çizdim
Güzel ülkemin sevda sınırlarını.
Tuzludur bilirsin
Bu yüzden çöl iklimi vardır sınır kapılarımda
Bu yüzden dikenlidir belki saç tellerim
Kaktüsler gibi...
Sırılsıklam halde bir sokaktayım
Gözyaşım ıslattı beni bu gece
İki dünya arası bir duraktayım
Sensizlik yaşlattı beni bu gece
Sensizlik yaşlattı beni bu gece
Ağlama Nayman ana !
Ağlama güzel anam.
Kurut yanaklarında vadiler açan
O coşkun ırmakları.
Savur çöl kumuyla dolmuş ak saçını,
Yitiğine senin yerine ağlayan Samyeline.
GİTTİĞİNDEN BERİ
Seni konuşmayı arzular gönül
Kiminle konuşsam bilemedim ki
Yalnızlık denilen incecik bir tül
Kılıçla, mızrakla delemedim ki
Biz stresli zamanların çocuklarıyız
Göremeyiz öyle altmışlı yaşları falan
Her gündem yeni bir ölüm sebebi
Her haber dram.
Zincirli, telefonlar bileklere
Ağır ağır can veriyor bak gece
Doğdukça gün, benzi soluklaşıyor
Çekiliyor canı ayaklarından
Düşmüyor tek hece dudaklarından
Ağır ağır can veriyor bak gece
Hayat bazen;
bir bebeğin, annesinin kangren olmuş göğüslerinden süt istemesi kadar acı.
Ölüm gibi bir muhafız beklerken başında,
gel etme azizim, şu dünyayı baş tacı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!