Gidin mor bulutlar gidin yârimin ilinde ağın,
Benden ödünç aldığınız yaşları saçına yağın,
Deyin ki akkor ekleyip gönlüme bastığı dağın,
Bıraktığı derin yara sağlamaz sonsuza değin.
Söyleyin umudu yokmuş seni bir daha görmeye,
Gözlerinin rengi sanki karşımda bir derya canım,
Yaşadığım gerçek değil gördüğüm bir rûyâ canım.
Asla bir nem-i leb değil ol leb-i câmda görünen,
Karşımda parlayan allık benzer mey-i lâl'a canım.
Ayrılık donlarını giydik giyeli,
Verilen kavillerin hükmü kalmadı,
Muhabbet sofrasında aş yemeyeli,
İnsanlık âleminin ruhu doymadı.
Şu sen ben kavgasına meydan vereli,
Gidişin duvar ördü umudun yollarına,
Savurdun sensiz geçen yılların kollarına,
Hasretinle yürürken hayatın sonlarına,
Bir selamla yeşertsen ümidimi ne olur.
Hatıramda tazedir bıraktığın izlerin,
Nerden çıktı karşıma şu dilruba yar benim?
Bu koskoca dünyamı dar eyledi yar benim,
Gönlümün dergisini oyna vakfetmiş iken,
Külhan etti dergâhım kor eyledi yar benim,
İkiden bir çıkınca bir kalıyor sanırdım,
Meğer yarım kalırmış o gidince anladım,
Hep zulmetin rengini gecelere yorardım,
Gündüzler de siyahmış o gidince anladım.
Suçlu ne gündüz-gece ne asla karanlıktır,
Dedim mihman olayım yâr senin o hüsn-ü diline,
Dileğim kabul buyurun bana mihmandar olmadın.
Kirpiklerin peykân olmuş saplanırken sineme,
Bakıp da şu giryânıma kat'a umursar olmadın.
Giderken o son bakışın hiç aklımdan çıkmıyor,
Halâ içim titremekte o anı düşündükçe,
Gözündeki nemli hüzün içimde kor oluyor,
Dağlıyor yüreğimi yakıyor gün geçtikçe.
Sessiz sedasız gitmiştin diyemedim kal diye,
Hep özlerim gül kokan o patika yolları,
Güneşe yol vermeyen o gümrah ağaçları,
Güle aşk ilan eden ötüşen bülbülleri,
Şimdi gözümde özlem iki damla yaş kaldı.
Özlüyorum meleşen küçücük kuzuları,
Yine baksan gözlerime o hep gülen gözlerinle,
Yine ruhumu okşasan sevgi kokan sözlerinle,
Uzanıp dizimde yatsan gamzeli tebessümünle,
Gel hayat paydos demeden gel perdeler kapanmadan.
Gel yine el ele tutup geçelim eski yerlerden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!