Krizatemler açarken tam da ayrılık zamanı,
Sen bu mevsimde çık da gel uğurluyorken hazanı,
Yaprak toprağa düşerkentabiat can çekişirken,
Gel canıma can suyum ol dinsin gönlümün efganı.
Hazan hüznü efşan eder kalır gönülde hicranı,
Menekşeler açarken gel artık gel diyorum sana,
Ne kadar çok şey kaybettik geçip giden şu zamana,
Mavisinden buket yapıp sunayım izin ver bana,
Tam menekşe mevsimi gel eski günlerdeki gibi.
Ah bir çıkıp geliversen o eski patika yoldan,
Bir sevdaya dûçarım ki azar da gider,
Gönül tufana kapılmış tozar da gider.
Bilmem nasıl âzâd olsam ben bu sevdadan?
Belki bu sevda başımdan mezarda gider.
Gidin mor bulutlar gidin yârimin ilinde ağın,
Benden ödünç aldığınız yaşları saçına yağın,
Deyin ki akkor ekleyip gönlüme bastığı dağın,
Bıraktığı derin yara sağlamaz sonsuza değin.
Söyleyin umudu yokmuş seni bir daha görmeye,
Gözlerinin rengi sanki karşımda bir derya canım,
Yaşadığım gerçek değil gördüğüm bir rûyâ canım.
Asla bir nem-i leb değil ol leb-i câmda görünen,
Karşımda parlayan allık benzer mey-i lâl'a canım.
Ayrılık donlarını giydik giyeli,
Verilen kavillerin hükmü kalmadı,
Muhabbet sofrasında aş yemeyeli,
İnsanlık âleminin ruhu doymadı.
Şu sen ben kavgasına meydan vereli,
Gidişin duvar ördü umudun yollarına,
Savurdun sensiz geçen yılların kollarına,
Hasretinle yürürken hayatın sonlarına,
Bir selamla yeşertsen ümidimi ne olur.
Hatıramda tazedir bıraktığın izlerin,
Nerden çıktı karşıma şu dilruba yar benim?
Bu koskoca dünyamı dar eyledi yar benim,
Gönlümün dergisini oyna vakfetmiş iken,
Külhan etti dergâhım kor eyledi yar benim,
İkiden bir çıkınca bir kalıyor sanırdım,
Meğer yarım kalırmış o gidince anladım,
Hep zulmetin rengini gecelere yorardım,
Gündüzler de siyahmış o gidince anladım.
Suçlu ne gündüz-gece ne asla karanlıktır,
Dedim mihman olayım yâr senin o hüsn-ü diline,
Dileğim kabul buyurun bana mihmandar olmadın.
Kirpiklerin peykân olmuş saplanırken sineme,
Bakıp da şu giryânıma kat'a umursar olmadın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!