Gül kurusu akşamların ardından batarken gün,
O simsiyah hasretlerin geceye düşer rengi,
Başlar garip gönüllerde yürek yakıcı hüzün,
Ne gülmeye sebep kalır ne hayatın ahengi.
Mazinin mahzenlerinde yıllanan hatıralar,
İştiyakla anarım o asude günleri,
Dinsin şu gönlümdeki ayrılık hüzünleri,
Çözülsün firkatin azap kördüğümleri,
Yeter artık solmasın aşkın masum gülleri.
Gel ki gönül bahçemde aşkın gülleri açsın,
Paslı gönül kapısı açılmıyor kilidi,
Dert eyleme ey bülbül çırpınma mütemadi,
Şeydâ haline bakıp munîs oldu mu sana?
Gördü mü gözü seni ta ezelden ebedi?
Bırak şeydâ halini çekme gülün cevrini,
Bir başka olur gurbette akşam bir başka,
Kızıllığı çökünce mor dağlara güneşin;
Kudurur gecelere zaten var olan nefretim.
O kızıllığın sıcaklığını duyarım beynimde birden,
Kavrulur düşüncelerim ağır ağır...
Ve.. sorarım kendime bazen,
Ne uyku tanır kirpik ne yastık başım,
Bitip tükenmek bilmez hasret savaşım,
Hatıralar tuzum ekmeğim aşım,
Yıkıp gitti dünyamı güzel gözlerin.
Bir tutku ki ayrılmaz mazi koyundan,
Bu dünyanın servetine güvenip de sevinme,
Varın çoktan az olunca çok olana yerinme
Çaba göster haklı kazan azın çoğalmaya bak,
Hak ettiğine razı ol haksız yoldan yürüme.
Az da ölür çok da ölür mal mülk hiç bâki kalmaz,
Bu dünyaya neden geldin bildin mi?
Bu nimetin esrarını çözdün mü?
Cemalini hak aynada gördün mü?
Bilip çözüp görmediysen sen hamsın.
İnsanları ayirmadan sevdin mi?
Gece rüyalarıma gelip giresin diye,
Bildiğim duaların hepsini okuyorum,
Yürekteki hasretin sancısı dinsin diye,
Kurduğum hayallerle gönlüm avutuyorum.
Ne kurduğum hayaller ne dualar kâretti,
Tam yarım asır geçmiş en son gördüğüm günden,
Halâ unutamadım ismini sayıklarım,
Hayalin karşımdadır geçer gözüm önünden,
Hayalin silinecek diyerek çok korkarım.
Yanlız hatıran kaldı yaşadığım dünümden,
Eski resim misali sarardı hatıralar,
Mazi zindanlarında yaşlandı hatıralar.
Yalvarsan da gelmezler gaddar zaman içinden,
Yüreklere ok gibi saplandı hatıralar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!