-Enis Batur'a-
Gün doldu: Kendime bir aksisedayım
Ürktüm hep hayalâttan.
Aklım bana açıkla:
Yırtılan zaman mı gülün yaprağı mı?
Ne çok iz bedenimde senden:
İki siyah haşhaş açtı
düşlerinle ısırdığın omuzlarımda;
göğsümdeki bu onmayan yara
gözyaşının damladığı günden kalma;
Çamaşırcı anam! Siyah
bir gülün rüzgârda
titrediği an'
sın. Bir tülbent
gibi emdim yıllarca,
sızdırdığın kederi. Bir düş
Tan vaktiydi balkona çıktığımda,
ürperdim esintisiyle denizin;
komşu bakhçedeki çam mı uzanıyordu
gövdeme, ben mi sarkıyordum yüzyıllık
köklere? Geceydi belki de
saate uymuyor içimdeki zaman,
Sarı bahçeler... Dağılan bir yankı
anında açılıp kapanan bir pencereden
yağmurlu ikindi vaktine: Sedef
kakmalı duvar saati
nınır durmaz, kadim
oluyor her yaşanan
Yandı şerefeler,
Yaklaşan
gecenin vehimleri: Sarıyor ıslak
çarşaflara karısı kapıcının
havale gelen altı aylık kızını,
bir dağ çöküntüsü göğsünde;
Üşümesinden belli içimin: bitiyor yaz.
Ufuk kör bir gözün ardı kadar boş. Geçiyor son
kuş sürüleri mumların titrediği bir katedralde
dinlediğim orgun sönüp giden yankısı gibi dinli-
yorum kanatlarının sesini
IX.
Göztepe Gül Bahçesi'nde
oturuyordum o ılık
Mart sabahında. Bir martı
gibi konuverdi yanıma.
Beş metre ötemdeki yapıya bakıyorum;
Kaç TNT'lik imgelemi vardı acaba
şirket mimarlarının, Berhava edildi
kokular, renkler. Koruluğun
kaçışan hayalleri. Yüzlerce fısıltı:
yani sır veriş ve yalvarış
Intiharla bir söyleşi
bu kitap.
Edemediğim
ve edebileceğim
intiharlarla.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!