Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

NOKTÜRN

Başa dönen o yüz o sima
Nereye baksam o resim o çizim
Zarif ellerle uzayan sema
O gözler o yanaklar o dudaklar

Devamını Oku
Ahmet Kemal

NUR SÜTUNU 1

Ey çağ seni kim suçladı kendine baksın
Önümüzde ne günler var kim bilir
Umudun ve ekmeğin tükendiği
İşte benim haberim var

Devamını Oku
Ahmet Kemal

O

O bir yetim idi
Anneden öksüz varlık
Âlemlere rahmetti
Yaradılış sebebi

Devamını Oku
Ahmet Kemal

ÖĞRETMEN OLMAK

Öğretmen olmak zordur kardeşim
Öğretmen olmak zor
Anne-baba baş edemezken bir çocuğuna
Sen binlerce öğrenciyle baş edeceksin

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Kudüs Mesnevisi

2

Kudüs konuşur kuşdili
Orda tarih canlı bir öğedir

Devamını Oku
Ahmet Kemal


KUDÜS

Nazlı Kudüs güzel Kudüs can Kudüs
Kutlu Kudüs canan Kudüs han Kudüs
Rüyalarda gördüm seni Ey Kudüs

Devamını Oku
Ahmet Kemal

KUDÜS ÜSTÜNDE

Melekler taşır Kudüs’ün üstünde gökyüzünü
Delik deşik ettiler ümmetin göğsünü
Kimi koltuklarına kurulmuş kahkaha atmakta
Kimi ihanet içinde ihanet planlamakta

Devamını Oku
Ahmet Kemal

KUDÜS YALNIZLIĞI
Adını hayat koydum ben bu sürüngenliğin
Görünmezdin ardı sıra ölüme koşanlar
Kudüs’te bir yalnızlığa selam duranlar
Melek ordularıyla yan yana yürüyenler
Arzın nimetlerini ortaya saçtığı yerde

Devamını Oku
Ahmet Kemal

KUDÜS YILDÍZI

Kudüs'e düşen yıldız
Harap eder dünyayı
Mukaddes beldenin
Ne acı talihi var

Devamını Oku
Ahmet Kemal


ÖLÜM

Ölüm en büyük hakikat. Her an yanı başımızda olan, bizi adım adım kovalayan, gölgemizden daha fazla bizimle olan gerçek. Doğduğumuz andan itibaren biz takip eden casus yazılım. Bizim tek kılavuzumuz, başımıza Hak tarafından dikilmiş bekçi. Tek ve en büyük gerçek. Zamanı gelince bizi alıp götürecek elçi.
Fani oluşumuzun en büyük habercisi. Bu fani oluş aslında her şeyin anahtarı. Ama biz onu çevremizden uzaklaştırmak ve unutmak için her şeyi yapmışız. Öce mezarları evlerimizden uzaklaştırmış, sonra semtlerden kovmuş, sonra da şehir dışına çıkarmışız. Ama şehir büyüye büyüye onu içine almış, biz tutup onu kaldırmış, atalarımızın kemiklerini çuvallara doldurup görülmedik, bilinmedik yerlere fırlatıp atmışız.
Yakınlarımızdan biri ölünceye kadar umursamamış, hep kendimizden öteye atmışız, bir türlü kendimize yakıştıramamışız. Yakınlarımızdan biri ölünce de önce aşırı tepki göstermiş, ağlamış, sızlamış, bağırış çığırışlara başvurup kendimizi teselli etmeye çalışmışız. Tekrar eski hayatımıza dönmüş, o hiç yokmuş gibi, gündelik rutin hayatımızı yaşamaya devam etmişiz.

Devamını Oku