ÖLÜMSÜZLÜK
Kuş kafeste yok özgürlüğün adı
Can kafeste ha çıktı ha çıkacak
Can kuşum ötüyor faniliğin acısıyla
ÖLÜM TAMTAMLARI
Başladı çalmaya ölüm tamtamları
Kaybolmuş bir çocuğun anne çığlıkları
Ne de çok fazla çocuk yitiriyor gençliğini
Güpegündüz boğuluyor karanlıkta çığlıkları
ÖLÜM KORKUSU
Güneşin ışıkları vurdu yüzünün yüzüne
Kırmızı ışıkta duruyor bir kadın
Bakıyor alık alık yüzünün yüzüne
ÖLÜMLE DANS
Bu Temmuz hangi Temmuz
Muz sesi geliyor uzaktan
Biz senden memnunuz diyen
ÖLÜMLÜ DÜNYA
(Ya Da Ne Fark Eder)
Akşam çoktan indi dünyaya
Ölüm kepeneklerin açtı başladı satış yapmaya
Bakarken gözüm bir dünyaya bir ahirete
OLSA DA OLMASA DA
Gülleri soldurdum da geldim bu geç yaşımda
Başımı alıp gittim hayatla ölüm arasında
ÖLÜM
Yaşayanı en çok sarsan, kurulu düzenini tehdit eden en büyük olay. Dünyevileşmenin en büyük düşmanı o. Bu yüzden her an hatırlanması gereken, hiç hatırdan çıkarılmaması gereken o.
‘Hepiniz ölümü tadacaksınız buyuruyor Cenabı Hak Kuranı Kerim’inde. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahret için çalışın buyuruyor Büyük Peygamber (SAV). Bazıları bu sözün hadis olmadığını ileri sürüyor ama İslam dininin uyarıcı kıstaslarından olduğunda şüphe yok.
Bu kıstası hayatımıza yön veren düstur olarak alırsak elbette ki dosdoğru bir yola, Sırat-ı Müstakime varmış oluruz. Şimdi bakalım bu kıstasa ne kadar uyabiliyoruz. Dünya için hiç ölmeyecekmiş gibi çalışıyoruz. Bu tamam. Ama ya ahiret için… İşte orada duracağız. Belki de biz bu düsturu yanlış anladık. Ahirete de hiç ölmeyecekmiş gibi çalışıyoruz galiba.
Üç kuruşluk menfaat için birbirimizle kavga etmiyor muyuz? Dünya menfaati için dostluklar kuruyor, menfaatimiz yok olunca veya en ufak bir zarar ihtimalinde bu dostluklar bozuluyor, yerini bitmeyen düşmanlıklar almıyor mu?
Bu sabah ölüm haberiyle uyandığımdan iştahım kesildi, şekerim arttı, her şeye bir başka zaviyeden bakmaya başladım. Ölüm her şeyi yerli yerine oturtan tek gerçek. Ne doların yükselmesi, ne falanın filanın yaptıkları sizi ilgilendirmiyor artık.
İşte ölüm bizi tüm yalanlardan kurtarıcı bir işlev görüyor. Bu dünya baki değil. Ömrümüz sınırlı. Ne zaman sonlanacağı belli değil. Her gün bir yakınımız aramızdan ayrılıp göçüp gidiyor bu âlemden. Bir gün biz de gideceğiz. Her ne kadar unutmaya çalışsak da o bizi unutmuyor, kendini hatırlatıyor. Sabah okunan bir sala bize ötelerden bir çağrı. Ey insan öleceksin. Büyük yolculuk başlıyor. Hazırlığın var mı?
Bu dünya geçici, sonsuz olan dünya için ne hazırladın. Hep ertelediğin ideal hayat için daha ne kadar bekleyeceksin. Ölüm beklemez, bekletilmez. O en büyük değişmez gerçek. O halde daha ne kadar bekleyeceğiz. Haramlardan uzak bir hayat nasıl ele geçecek. O ulu Peygamberin sünnetini yaşamak ne zaman gerçek olacak. Allah için ne zaman endişelenecek, günahlarımıza ne zaman ağlayacağız. Günlük meşgalelerden nasıl kurtulup, ebedi âlem için neler yapacağız.
Gece yarıları kalkıp herkesin uyuduğu zaman o yaratıcıya nasıl yöneleceğiz. Seher vaktinde yok mu isteyen dediğinde isteme şerefine nasıl nail olacağız. Günlük hayatımızı nasıl o ilahi nizama göre düzenleyeceğiz. Borçlarımızı ödeyip nasıl kurtulacağız, ödeyemediğimiz borçlar için vasiyet yazmayı nasıl başaracağız.
Kul haklarından kurtulmak için helalleşmeye ne zaman başlayacağız. Selim bir kalbe nasıl ulaşacağız. Zikir sarhoşu olup nasıl onunla ünsiyet kurabileceğiz. Allah dostlarının ahlakına nasıl ulaşabileceğiz. Bunca kirlilikten kurtularak nasıl arınacağız.
ÖLÜME BENZEYEN AŞK
Yokluğunu zehir gibi içmişim
Kanıyor ağır ağır duygu cevherim
Ölüme benziyor yaşanan bu aşk
Neydi o giyindiğin libas örtünmediğin şal
KUTLU YOLCULUK
Vasiyetini yazsın kurtlar kuşlar
Ne sarp bir geçide çıkar yokuşlar
Kitaplara sorarak de
Nerde yeni bir dünya var




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim