Insanlık kusuyorum
Insanlıgınızı
Bayagılıgınıza bakıyorum
Guzel zamanlar geride kaldı
İnsanlıgınız,
Cok eskilerde
Sen yeryüzüne varamamış bir damla suydun
Bense seni bekleyen umutsuz bitkin
Yağan yağmura rağmen
Ölmekte olan
Sensizlik bizim ortak ozelligimizdi.
Ne sen bana yakindin,
Ne de kendine.
Sen uzaktin daima,
Tum dunyaya belki de.
Yakinlasmaya cabaladikca biraz daha uzaktaydin.
Sana soylemediklerim var
Soyleyemediklerim var
Soylemeye calistiklarim
Soylemeye cekindiklerim
Soylesem de anlamayacaklarin v! ar
Birileri kaybolmaya başlıyor,
kafamın içinde.
Netliğini yitirmeye başlıyor.
Birileri kokusunu silmeye çalışıyor,
burnumun direğinden.
Anla beni,
İşte, kuşlar havalanırken,
Bir tren garının gelmeyen trenleriyle, ben,
Kaymayacak yıldızlara bakıyorum.
Neredeyim ben? Burası neresi?
Bir yolu seçtim, ve yürüdüm.
Bir yanımda mezar çiçekleri,
Diğer yanımda çürük elma çöpleri.
Buğulu bir karanlık etrafta.
Şimdi sana bir sır vereceğim
Getir kulağını yaklaştır
Kimselere söyleyemediğim,
Içimde büyüyen,
Ben bir çocuk değil ama bir çığlık büyüttüm.
Başından sonuna değin bir muaama ki,
Bırak, kuşlar havalansın.
Adımların atarken altından
Paslı merdivenleri çıtırdasın
O zamanı geçmiş köprünün.
Geceye açılan bir pencerenin altında
Akşam güneşi vururken sahipsiz kaldırımlarına kenar sokakların
Bir rüzgâr sürüklüyor gölgemi ardımdan
Gitmek, ne kadar edebi olabilirse, şimdi
O kadar şairane bir şekilde gidiyorum bu sefer
Paslı merdivenlerini okşayarak bir şehrin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!