Ahmet Emer Şiirleri - Şair Ahmet Emer

Ahmet Emer

Gölgeler sana soğuk gelmiş olabilir
Değmemişken yüzüne bahar güneşi
Hele bir güneş doğsun
Bir ışısın gözüne bahar güneşi
Yüzün gelin duvağı

Devamını Oku
Ahmet Emer

Bağımsız Yargı! ..
Yargının içine edildi yerlerde sürünüyor
Tüm yargıçlar benim istediğim şekilde karar vermeliler
Ben her şeyi iyi bilirim her şey benim istediğim gibi olur
Benim istediğim şekilde karar verenler doğru yaparlar
Onlar benim hakimlerim cezalandırılamazlar

Devamını Oku
Ahmet Emer

“Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;”
demiş Orhan Veli.
Şimdi öyle mi?
Kaldı mı temiz hava,

Devamını Oku
Ahmet Emer

Sabahın sekizi
Kurt kuş uyanmakta uykularından
Deniz gerneşiyor açmış iki yana kollarını
Buğusu tüten bir tencere çorba gibi buğulanıyorken
Üzerinde rızkına kulaç atan balıkçı teknesinin pat patları uyanın diyor
İçinde umut içinde ekmek içinde iş taşıyan teknede bir kişi olta atıyor kaderine

Devamını Oku
Ahmet Emer

Demokrasinin beşiği dediğiniz
Her gün çanağından yediğiniz
Bir gün bize de gelsin dediğiniz
Babanız ABD’ nin MARİFETNAMESİDİR

Yıl 2003 aylardan mart 23. Bahar günü

Devamını Oku
Ahmet Emer

Tüm Halkımızın 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı' nı kutlarım. LİBERAL KAPİTALİST FAŞİST DİKTATÖR DÜZEN HALKIN BAYRAMLARINI KUTLAMAYA İZİN VERMEYİP, Yasaklamak için her yolu denese de HALK BAYRAMINI KUTLAMALIDIR. Ne varki ihmalden doğan katliam sonucu SOMA YANGINI, HEPİMİZİN YÜREĞİNİ DAĞLADI. KEŞKE DAHA ÖZGÜR, MUTLU, ŞEN, ESEN YAŞASAK DA, BAYRAMLARIMIZİ DA O ŞEKİLDE KUTLASAK. YOLSUZLAR ELİ İLE YOKSULLAŞTIRILMIŞ, YOKSUNLAŞTIRILMIŞ, AÇ VE CAHİL BIRAKILMIŞ TOPLUMU YÖNETENLER, YASAKÇI DİKTATÖRLERDİR. İNSANLIĞIN YÜZ KARASIDIR. AMA MADENCİLERİMİZİN KARASI KÖMÜR KARASI İDİ. YÜZ KARASI OLAN ONLARI BU DURUMA DÜŞÜRENLERDİR. ONLAR HALKI KÖLE GİBİ GÖRÜRLER. YAZIK ONLARA. NE DESENİZ AZDIR.
KUTLU BAYRAMLAR, ESENLİKLER TÜM HALKIMA.

Devamını Oku
Ahmet Emer

Adım şiir benim

Belli mi olur sağım solum
Bir ağlarım bir gülerim
Bakmışsın yüce dağların başında esen rüzgar
Engin derelerin yolağında akan can suyu

Devamını Oku
Ahmet Emer

Ağlama be çocuk ne olur eritiyorsun ılgıt ılgıt yüreğimdeki buzdağlarını
Yaralarıma umut basan batikonlu pamuğum senin huzurun sakinliğin benim
Senin her gözyaşın kalbime saplanan birer mermi yivinden fırlamış namlunun
Dalından incir çalıp giden papağan gibi uykun huzurun anlık ürkek ve korkakça
Oysa ne de güzel kuyruğu ibiği gagası tüyleri varken yeşilli allı morlu kınalı kaçmasına ne gerek
Buruşturma Spil dağının tepeleri orman dudağını yarlarla bölünmüş çağıldayan su yolağı

Devamını Oku
Ahmet Emer

Ünlü Sezar Avrupa’yı titretmişti, göçüp gitti dünyadan.
Büyük İskender Akdeniz’ de kuş uçurtmazdı, kuş gibi gitti O da!
Boyu küçük savaşçılığı büyük Napolyon Fransa’ nın maskotuydu!
Birer birer kara toprak oldular!
Fark etmedi hepsinin ünü şanı!
Atatürk gelince ayağa kalktılar!

Devamını Oku
Ahmet Emer

1968-1970 Yılları döneminde Akşehir Orta Okulu’ nda okudum. Dinci görüşleri etken olan, bir ara Selamet ve/veya Refah Partisi’ nden milletvekilliği de yapan Şener Battal öğretmen aynı zamanda yanılmıyorsam müdür yardımcısı idi. Bu zat nasıl bir öğretmense öğrencileri döverken, öğrencilerin ceketlerini kollarını kaldıramaz durumda olacak şekilde indirtir, çocuk geri kaçmasın diye ayaklarının ucuna basar ve elinin tersi ile kesme atarak tokatla döverdi. O durumdaki 13-16 yaşındaki çocuğun, tüm öğrencilerin gözleri önünde içine düştüğü durumu, çektiği acıyı anlatmaya gerek yok!
Aynı dönemde Ahmet Acar adında, sıranın üzerinde çocuklara namaz kıldıran bir din bilgisi öğretmeni vardı. Yanılmıyorsam O da müdür yardımcısı idi! Yöneticilik işlerinden zaman bulamadığı için derslere sürekli geç gelirdi. O ara çocuklar doğaldır ki gürültü yaparlardı. Yine böyle bir gündü sınıfa/dersliğe hışımla giren Ahmet Acar, ayakta gördüğü bir öğrenciyi sıraların arasında evire çevire, tekme, tokat, yumrukla döverken bir de “ya bu kafirler kazanacak, ya Müslümanlar” diye bağırıyordu. Demek ki çocuk kafir, Ahmet Acar da Müslüman oluyordu!
O dönemin orta okul müdürü ve aynı zamanda sanırım coğrafya öğretmeni de olan Aydın Tekiner idi. Ders anlatırken öğrencilerin suspus oturup, nerede ise soluk almalarını bile yasaklamış, kimse o ders anlatırken hiçbir şeyle ilgilenemezdi, ilgilenmemeliydi! Ben de can kulağı ile dersi dinlerken yanımdan geçmekte olan Aydın Tekiner’ in kulağı tozuma yapıştırdığı şiddetli bir tokatla başımın döndüğünü, kulağımın çınladığını, hatta kısa bir süre baygınlık geçirmemin nedenini anlayamamıştım. Söylemedi de! Ben 13 yaşımda çocuğum ve o öğretmen ve müdürdü! Zil çaldı, dinlenme arası verildi ve bir arkadaşım, “önünde kitabını açık unutmuşsun” dedi! Ben ayırdımında olmamıştım, kendimi iyice dersi dinlemeye vermiştim! Tokattan sonra ise dersi falan duymaz olmuştum!
Dikkat edilirse bu üç kişi de dinci ve hem öğretmen ve hem de yönetici idiler! Ta o zamanlar bu kişilerden nefret ettiğim gibi dinden de soğumuştum. Öyle Allah’ ı, dini imanı dilinden düşürmeyen bu zatlar el kadar çocukları sadistçe, sapıkça, faşistçe, diktatörce dövüyorlardı.
Yatılı bölge okullarında, Kur’ an kurslarında, bazı dinci (tekke ve zaviyelerde( !) cemaat, tarikat, hizmet gibi adlarla faaliyet gösteren ve aslında yasalarımıza göre kapatılması/kapalı olması gereken) yerlerde; Kaimder, Ensar, Türgev gibi bazı dernek ve vakıfların yurtlarında da Kur’ an okumayı öğrettiğini iddia eden yada bize öyle gösterilen kimi öğreticilerin; “Uşşaki Tarikatı’nın lideri Fatih Nurullah, 12 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı.” Haberinde olduğu gibi şeyhlerin bile 9-10 yaşlarındaki, torunu yaşındaki oğlan çocuklarına cinsel istismarda bulundukları basında sürekli yer almıştı.
Atanmayı bekleyen milyonlarca öğretmen varken, imam eşlerine bile köy okullarında öğretmenlik yaptırıldığı da basında yer almıştır. Şimdi de yöneticilerimiz genelde psikoloji, sosyoloji, felsefe, mantık gibi derslerin işlenmediği İmam-Hatipleri bitirmişler!

Devamını Oku