Eserdi hep yanında, ılık hava,
Anam olmasaydı, donardı yuva,
Dinmez dertlerime, olurdu deva,
Canım dedim, ANAM geldi aklıma,
Yetişti evlatlar, yollar ıradı,
Tarla köy arası, mekik dokurduk
Tüp gaz şeker yağ, kuyruk olurduk
Kerpiçten evimiz, mutlu uyurduk
Yaylaya çıkmayı, unutmadım ben !..
İşlerimiz pek çok, hayvan güderdik
Cemperi başında, Çangırı kızı
Yakmış bir cuvara, atmış yazma’yı
Abari der kaçar, çekilmez nazı
Çangırı şivesi, bizim dilimiz...
Avlu’da dolaşır, elinde bakraç
Çankırı ilimizde, beşbin senedir
Andırır kayalar, doğal elması
Devasa oyuklar, katmerli sedir
Dağ tepe altında, tuz mağarası ..
..Şiir'ime yine hasret, yine özlem düştü..
........ GÖRMÜŞ BİRİYİM.......
Genç yaşımda düştüm gurbet eline
Geçmişine bağlı köylü biriyim
HANÇERİ DÖŞÜME VURDUN
Oldumu şimdi habersiz gidişin
Hançeri döşüme vurdun ya gardaş
Farkındayım artık olmaz dönüşün
Hançeri döşüme vurdun ya gardaş
Vefat etmiş dostum, dua'ya geldik
Daha yaşı gençti, toprağa verdik
Ağlar ana, baba yarayı deştik
Çesit çeşit geldi, yendi yemekler ..
Bir kaç saat oldu, kabre vereli
Mektubunda dökmüş bir bir içini
Hastalanmış dostum gel diye yazmış
Katlandı dertlerim yaktı içimi
Dayanmıyor kalbim duy diye yazmış ..
Vücudunu sarmış çaresiz illet
Ta Orta Asya'dan, almış ismini
Yüksek tepelere, kurmuş evini
Sağlam kayalardan, tutmuş elini
Tarihi bir mekansın, Yuva köyüm ..
Göç almışsın, Orta Asya boyundan
Neden geldim İstanbul’a bitmiş insanlık
Herkesin dilinde var bir hile yağdanlık
Dost düşmanlar aynı safta olmuşlar fasık
Neden geldim İstanbul'a bitmiş insanlık.
Dükkanlarda tabelalar, başka dillerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!