yalnızlığınla, buluştuğunda yüreğin
acılar tarihidir tenin
adeta kan sıkışır, içinde belleğin
geçer gider gözünden, geçmişin
omuzların erir, karlar gibi ilmin
ne çok şey istedik
..........herbiri başka bahar
...............geçilmez köprü başlarında
.....kimse tutmadı elimizden
küçük bir çocukduk
LI
Omuzlarıma aldığım ömür
Ruhum sende demir atmış sürür
Sırtımda taşıdığım tek hayat
Benim geceme senden iz düşer
Suç Kimin?
Attığım taş kafana mı geldi
Kusura bakma canım
Ben doğru yere attım
Sen kafanı uzatmış olmalısın.
taşkın mevsimlerde gül baharı
buket buket açılan sevgiler
biz hep sevdik bizim olanı
içimizde büyürken hüzün tohumları
hüzün ah o vazgeçilmez tutkusu ömrün
sessiz ihtirasında yaranın
esvabında sensizliğin
büyüyor ten ve gülüş
o sarılmaz kuytularında karanlığın
bir düş gibi çökerken damıma fecir
söz olur engin çıban kanatır yalnızlığım
oysa hüzün aslımda benden yanadır
üstümden geçen tren zamanın ayak izleri
10 Mart 2004
denize düşen buz gibi
eridi beden dünya toprağında
ayrı olmayan kaybolur
......isterse sultan olsa
deniz ve gök aynıdır ışığa bakınca
teninde yılanın çizdiği kavis
ölü sesinde kızgın lain
bedbaht bir bedduadır şimdi iklim
zaman akar uzuvlarında sin
bitmez tayfundur gün
Sokağın ışıkları yakıyor gözlerimi
Sahte aydınlıktan nefret ediyorum
Bırakın beni karanlığımda
Söndürün bütün yapma ışıkları
Beni aydınlatamaz ışıklarınız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!