kaldır başını ölü
bak geçmiş zamana
tel tel pul pul boşalıyor
bardaktan yağmur
toprak kayıyor altından
Kozamı kırıyorum saklı iklimlerde
Tenim beyaz tenim kırmızı
Bir mahzene iner gibi şarabım
Hayat budur yaşlanacak içim
Bilgelik dediğim nedir acıması geçmişin
zarlar atıldığında
gelen sayıları toplandığında
şans dersin
........şans eseridir gelen
on iki de olsa iki de
...şans dersin
Şu dünyada
Zamanı gelse de gelmese de
Her şey öldü
Kimi zaman yaşlılar
Kimi zaman çocuklar
Genç yaşlı demedin
Bu gece yine seni düşündüm
Ölesiye seni
Ölümün bile erişemeyeceği
Ölümün bile ulaşamayacağı
Bir düşte seninleydim
Ama sen yoktun aksi şeytan
………………………..”karşıdaki sipere çiçek atarken
………………………………………..vurulan adama”
sen! Kazılmış bir siperden geçiyordun;
sadece, yolu düşürülmüş bir domuz gibi.
...........'sana olan sevgim bir epigramdı
.................son yazısı unutulmuş bir filmin
..............................başlangıcı kadar sıkılgan'
aşkın haydutluğunu seçtim
ayyuka kadar kanun tanımaz deliliğim
Öteki dünyaya
Mezarına koyduklarını
Götürebilseydi insan
Ben yanıma seni alırdım
Benden sonra,
Başkası alamasın diye
Dağ gibiydin be dostum
Sarılmak için kollarını açtığında
Dünyayı saracaksın sanır korkardım
Parmaklarınla su bardağını kırardın
İçip de biraz keyfin yerine gelince
Cenneti cehenneme
Dönüştürecek ne vardı aşkım
Zebani zebaniliğinden
Şeytan Şeytanlığından utanırdı
Cehennemini görse
Göz yaşı gözyaşlığından




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!