ayrılığın sofasıydı ölümün
sen giderken bir makber
.......kazılıyordu ardından
kurtlar sabırsız alkış tutuyordu
sen gidiyordun güneşe ve aya rağmen
sen gidiyordun dünyaya inat
zamanın sunaklarına
....çoktan yıkılmış kurbanlar
...................göz yaşlarıyla
ömürler tükeniyor
...............bu uğurda
lakin çok tanrılı
yağız gece,dingin su
....içime akan sağaltım.
sıkıntı dehlizlerinde ömrün
günden döndü hece
kalp sevişlerinde açan huzur
geçidin önünde ruh ve melek
yirmiş beş karış meleğin kanatları
ruh içinde nedamet
sordu melek neden
mırıldandı ruh
zor şey yaşamak
ileri sürülmüş ölü
hırsını engin ormanlar büyütmüş
her şekle saldıran canavarlar gibi
elinde kral asası sırtında pelerin
her şey senin olmalı, hayat denilen neşter
oturmuşum yalnız bir teras katında
.....ufkumda kırmızı kiremit
gece elbiseli bir kadın balkonda
kirli çamaşırları temiz askıda
........içinde bir sıkıntı muhakkak
dalgalar arasında yüzen antenler gibiyim
tozlanmış hatıralar gibi
...zamanın buğusuyla
.......kaplandın yüreğimde,
lakin daha demin
.......üfledim üzerine,
..........altın hep altın.
Saklı bir kentti yüreğin
Tarihin sayfalarında
Kuşatmadan kuşatmaya hatırlanan
Saklı bir kentti yüreğin
Gördüğü savaşlar kanlı
cenindim saydım
...dokuz ay on gün
........açıldı sessiz düş
bebekdim önüm arkam
.............sobe




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!