Serçe kadar ürkek, ömür kadar gerçek,
Bir yaralı ceylan bakıyor gözlerime.
Yüreğim kadar tedirgin, düş kadar güzel,
Bir mevsim çiçeklerle donanıyor
Eyvah benim bahtıma,
Yangın yeri kadar azap kalıyor.
Renksiz dünyada yaşıyoruz
Yaprağı dökülmüş, rengi solmuş dünyada.
Parıltılı gülüşler ağıt tadına bulandı,
Sararan yüzlerde donuk acılar,
Bitmeyen ihanetler, dinmeyen sızılar.
Gözlerin yanmış kömür gibi bakıyor
Bitmemiş zulümleri döküyor ellerime,
Üşüdüğüm rüzgârlardan kalan izleri,
Alnımın aklığında doyuruyorum.
Çocuk gözlerinin gizeminde demlenen,
Nice hainlikler büyümekte durmadan,
Haber verin,
Köyümün al yanaklı çocuklarına
Deyin ki boyun bükmesinler asla,
Üzgün bakmasınlar ufuklara.
Söyleyin çocuklarıma,
Yaşama çocuk yüzleriyle başladım,
Gülücükler çoğalmadaydı durmadan,
Çağın vicdanı yoktu ben geldiğimde,
Onlar ki oyun modunda değil, zehir giyinmişlerdi.
Kan revan yollara vurdum, sonu nereye
Yani çocuktuk biz, umutlarımız vardı ,
Usulca yağardı yağmurlar,
Çiçeklere bürünür öyle uyurduk,
Kuşlar konuşurdu havadan sudan
Ürkek serçeler su içer
Yüreğimin altın tasından.
Usulca yağardı yağmurlar,
Çiçeklere bürünür öyle uyurduk,
Kuşlar konuşurdu havadan sudan
Ürkek serçeler su içer
Yüreğimin altın tasından.
Gecenin gizemine gizlenen her çığlıkla,
Yaylanın çiçeğine yağmur damlası düşer,
Çobanın kavalından yayılan ezgilerle
Sabahın melteminde büyür bütün arzular..
Öyle uzaktasın ki, ulaşmaz elim sana,
Yaylalarımız ,
mayısta haziranda şenlenir,
Süt dolar memeleri koyunların,
Dağlarımız
Sularını içemezsin bir avuç
Yanar dudakların.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!