Önce harmanda kurudu dilim damağım,
Saman kokusu sinmiş yar yanağına
Sonra ürkek bir serçenin kanat sesinde
İrkilen ben miyim yoksa akşam mı?
Son seher yolcusu çıkarken yola
Yaslanır dağlara eşkıya gibi
Ne sevda uyanır kurt kuş sesine
Ne umut dirilir bir şeyda gibi
Yağmur yağıyordu akşam,
Kuzular sırıl sıklam üşürken
Ben aşganada sıcak tandıra
Ayaklarımı sallamış,
Hayal kuruyorum.
Bizim köylerde kimi zaman
Yıldızların altında yatılır harman zamanı,
Kimi de rüyalar anlatılır sabahın gözünde,
Ne hülyalar kurulur
Ne umutlar durulur.
Ne vermişse tarlasında hasadı,
Her şeye katlanılır
En koyu hasrete,
En yiğit sevdalara bile,
Ama katlanamam uzaklardan
Tanımadığın insanların gözlerinden
Dokunuyorsun kendi sokaklarına,
Merhaba der birileri, gülümsersin.
Buğulu camlara çizilen kalpler
Düşlerdim, sabahlar ışısın diye,
Ellerimi alsın ellerine,
Sarsın yüreğimi çocuk gülüşleri,
Dönsün devranı dünyanın,
Çocukların renginde.
Bir garibim bu günlerde
Yanıp sönüyor hayallerim karanlıkta.
Her şey pür dikkat beni dinliyor
Gökyüzü dar geliyor acılarıma.
Ben Filistinli bir çocuğum,
Zulümlerden doğmuşum.
Uzak diyarlardan dinleyin yürek atışlarımı.
Rüyalarım bombalarla parçalanır her gece.
Anam babam yanı başımda öldüler.
Ben kin ve nefret doluyum
Kış gelmeden bir sevdayı daha
Bırakmadan Gece kuşlarına
Gitmeliyim yarpuz kokulu yaylamıza.
Sonra bulak başı sevdalar yangınıyla
Durmalıyım bir gizemin ucunda.
Ya da bir kuzunun anasız büyümesine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!