Başımı sallayarak hüzünle gülümsedim,
Dağlarda yağmur yağıncaya kadar bekledim,
Artık zaman kavramı kaybedildi,
Yüzümde nefret dolu ifade belirdi..
Boğuk bir ses yankılandı,
Hayatım bir mikâp içinde,
Her sözüm düştü kaleme,
Sancı vurdu kalbime,
Harap eder bu halime..
Kast etme bana vicdan,
Duygularımın yasemin ve leylak kokulu,
Meltem yüzü okşandı,
Sakalım dalgalandı,
Kıyıda minik dalgalar ayaklarımı ıslattı..
Hücum eden bu duygularım,
yarınlara hırsımın günahını taşıdım,
hep birşeyler beklendi, istendi,
çaldım omuzlarına o yükü, hırçınlandım,
hafifleyemedi canım yandı, parçalandım..
ayrıldım klasik puzzle gibi,parçalara dağıldım,
Minnet eylemem omuzlarıma yük,
Karşılığı pek çetin iyilikler baki,
Saldım rüzgara şerli düşleri ,
Hayali duygusuz hatırası minnetli..
Minnet eylemem fani düşe,
Bir yamalı gömlek ile yola revan,
Yoldaşı Cebraille beklenir Arş'tan,
Sırtında kamburlaşan dertlere kelâm,
Ansızın sabırla yolcu Sidretü'l Müntehâ'ya..
Cebrail mübarek göğsü açtıda,
Yakamı bırakmayan dehşet hisle titredim,
Tasmalı kalbim,
Kelimeleri özenle heceledim,
Hışırtılar ve mırıltılar yankılandı..
Üstüne esen sıcak çöl rüzgârı,
Benim mısralarda gizli hayatım,
Sildikçe karaladım,
Kalem ucundan düşmedi hatıralarım,
Kâğıtlardaki benle yalnız kaldım..
Kendimi herşeyden soyutladım,
"Peygamber Efendimiz'in 'Ümmetimin helal ve haramı en iyi bileni' dediği, Yemen'e muallim olarak gönderdiği o muazzam sahabi: Muaz bin Cebel. O, ilmin ve hikmetin yaşayan bir sancağı, Peygamberimizin arkasından namaz kıldıran o nurlu sima."
"Medine sokaklarında ilmin kokusu yankılanırdı...
Genç yaşında Peygamber'in gözdesi, helal ve haramın bekçisiydi Muaz.
Efendimiz buyurdu: 'Sen ümmetimin helal ve haramı en iyi bilenisin!'
Yemen yolu gözüktüğünde, vedası bir başka idi.
Âşinayım artık, sıkıntının azizliğine,
Azizim, aynadan yansıyor âsârım,
Ihtâr ki alnıma leke,
Ben ki içimde mübhem, arzu halım..
Eyyâmül acûz, sinemi yıpratır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!