Âşinayım artık, sıkıntının azizliğine,
Azizim, aynadan yansıyor âsârım,
Ihtâr ki alnıma leke,
Ben ki içimde mübhem, arzu halım..
Eyyâmül acûz, sinemi yıpratır,
(Sanki yağmur sonrası bir kütüphanede fısıldaşır gibi)
[Verse 1 - Sual (Düşünceli / Sakin)]
Bak bu dünyaya... Her yer kan ve gözyaşı.
İnsan soruyor; kim dindirir bu savaşı?
Eğer Allah varsa, neden sükut ediyor?
Zihinlerde bin şüphe, neden yardım gelmiyor?
Sır oldu söylentiler, benden gizlendi güya,
Hayret ettim nedendir, bu kaygı acaba..!
Yaşandı geç kalınsada nedâmet,
Gönül hoşnut edilemedi, hüzne komşu oldum âmmâ..
Korku dolabına gizlendi, nedendir bu telaş,
hayallerimi sana sundum, seyre dur,
aklındaki hilelerine ok fırlat,
yanlış anlaşıldı kelimeler, mahçupluklar,
kelimeler mahpus bilgilerime, feryadıma..
hayata ayak uyduramıyorum,
vicdan muhasebesi yabancıydı,
çünkü herkesin içindekiler, yalancıydı,
dürüstlük, mertlik, kör bir dilenci,
merhamet, yoksul bir fakir,
insanlara gelmedi hiçbiri..
Derdim yakarır ifşa eder kendini,
Gönül yanar söndüren yok mu der beni,
Sırrı ifşa Yaradan'a edildi,
Yok mu çare ölsem olur mu baki..
Olur muyum hiç iken zerre,
"Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir" buyurdu El-Azîz,
Onlar ki namazlarında huşu içindedirler, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler, arınır özümüz.
Zekatı vermek için çalışırlar ve iffetlerini hakkıyla korurlar her an,
İşte onlardır ebedi Firdevs cennetlerine varis olan, kalır orada ebediyen o can.
Kad eflahal-mü’minûn! "Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir!"
Gözlerimi kısarak güneşe baktım,
Birden ışık değişti,
Gülüşler sözleri yalandı,
Kuşkulu ifadeyle gülümsendi..
Şafak güneşin fermanı,
siz kavga ede durun,
millet, cehaletle boğuşsun,
fetvalar yorumlara kaldı,
günaha madalya takıldı..
vah ki ne sefiller,
Hiddetimin dudakları gerildi,
Özgün bir doku miskindi,
Yumuşak ve okşayıcıydı sesim,
Tüm vücudum öfkeyle titredi..
İçimden aşk öfkeyi yendi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!