Zaman içinde kalıcı olan kim..ancak yaşadığı topraklara nüfuz edebilen sonuçta her fırsatta yeniden yeşermeyi bilir..şair dediğin bir tür ölümsüzlük ağacı olmalı..gelir geçer değerlere takılan,tellere takılan uçurtmaya döner..adını duyurmanın ölçüsü,bu günkü PİYASA da bir süre ad yaymak değil..ne ödül almıştır zamanı aşanlar ne de taltif..yüreğinin sözlerini söyleyenler,yüreğini halkının ve inancının aynası yapanlar,yazıp söyledikleriyle yazgılarını özdeş kıldı..”fırtınalarını kendisi yaratan adam “der bir yazar Nazım için..Pir Sultan öyle değil mi..yazdıklarını yaşama biçimi kılmak önemli olan..Bu arada belirtmeliyim,Ahmet Altan da,Murathan Mungan da,Cezmi de,Hilmi Yavuz da yazdıklarını yaşıyorlar..Yazdıkları,belkemiksiz küçük burjuvanın hezeyanlarından başkası değil..Aşk dedikleri,onların kendi aşk deneyimleri örneğin,kavga dedikleri onların kendi kavgaları..Ne zaman nerede kimin yanında durdukları belli olmayanların yazdıkları da piyasa işi olur..Son zamanlarda çok dikkatimi çeken bir şey var..arada bir tv açtığımda hangi kanala girsem karşımda bir Elif Şafak..Baba ve Piç muhabbeti..göstermedik kanal yazmadık gazete kalmadı anlaşılan..kitabın içindekilerden fazla kitabını anlattı yazar.. Anlaşılan o ki,iki tarafa da dokunmayan bir Ermeni Türk meselesi romanı..Elif hanım başka dillerde de yazıyormuş,söylediğine göre..Neyse isyter istemez Orhan Pamuğun başka bi versiyonu -belki karşı versiyonu –(kitabı okumadım) ..Ancak burada bi başka şeyi de düşünmeden edemiyor insan..Ahmet Atlan ve Ayşe Kulin de Güneydoğuda dağa çıkanlara dair kitaplar yazdı..İşlerini biliyor bunlar..ne satılırsa onu biliyor ve yazıyorlar..
Dergilerde ve piyasada ne kadar kafa kol ilişkin varsa o kadar okunursun,yayılırsın,tanıtılırsın..Ama bu senin şair,yazar olduğunu göstermez..Ödül verdikleri insanların şiirlerinden kimin aklında kaç dize var..Her hangi bir yerde şairlik iddiası taşıyan insan,bunu sormalı kendine,kalıcı ne yazıyorum..Daha doğrusu şöyle,yaşadığım dünyada yazdıklarımla savunduğum değerleri ne kadar savunuyorum..
Savunduğumuz değerleri sadece kalemle savunmak yeter mi..bir de onları yaşama biçimi haline getirmemiz gerekiyor..
Bu ülkede Nazım,Ahmet Arif,Enver Gökçe,Hasan Hüseyin,Attila İlhan hala okunuyor ve kitapları yeni baskılar yapıyorsa,yıllardır bu piyasada söz sahibi olan dergi yayın yönetmenleri,kendini şair sanan tanınmış şahsiyetler ukalalığı bırakıp kendileriyle bir hesap yapmalı..Dönekliği yaşam biçimi haline getiren tiplemeden şair olmaz,fırıldak olur.. Hilmi Yavuz! a bakınca herkese kişisel bir biçimde saldırdığını gördüm..İsmet Özel,nere gitse kavgalı,aslında kendisiyle kavgalı bir insan..Murathan Mungan en toplumcu şiirinin içine bile cinsel kimlik sorununu koyan biri..
Üç beş yıldır piyasada Divan Şiirini sevdirme misyonuyla dolaşan İskender Pala’dan bulunduğu kategorinin ruhuna uygun yumuşak yazılar okuyorduk..Kitabının adını L&M yapıp (Leyla &Mecnun) ,sonra bunu EL EM (elem) okuyunca bi yandan Osmanlı dünyasının laleli sümbüllü atmosferinde yaşarken,diğer yandan L&M ‘yi İngilizce okumanın absürdlüğüne düştü..Bu uçurumun dibi çok derin olmalı..24 şubat veya 24 mart tarihli trt 2 de Hilmi Yavuz’la yaptıkları Hacivat Karagöz tarzı edebiyat proğramında Osmanlı şairlerinin şiirlkeri ve fal olayını anlatırken,bir ara ,bazı divan şairlerinin,şiir tarzında ‘ burnu şöyle olanın kişiliği böyle olur,ağzı şöyle olanın huyu şöyle olur” anlamında insan tiplemesi yaptıklarını anlattılar..Sonuçta Aşk üzerine ne güzel cümleler eden,tasavvuf anlayışında insanın Allah’ın bir parçası olduğunu sayısız örnekle zikreden İskender Pala,”şairlerin sözlerindeki insan tiplerini gözlemlediğini ve aynen doğru çıktığını” beyan etti..İskender Pala! ya göre burun ağız göz kafa biçimi,kulak biçimi,kişiliğimizin nasıl olduğunu gösteriyor..
Hilmi Yavuz’ a gelince,Doğu Şiirleri’nin de şairi olan Hilmi Yavuz ,yaşam çizgisindeki döne döne süren yolculuğunda,Zaman Gazetesi yazılarında,daha önce kimsenin yapmadığı bir deveyi paldumuyla yutma girişiminde bulunmuştur..Bu konuda tartışılmaz bir bilim adamı olan Gölpınarlı’ya rağmen divan şiirinin halktan kopuk olmadığını ve saray şiiri olmadığını yazabilmektedir..(Divan edebiyatında ‘şehir ve şehirlinin izi bile’ bulunmaz; – ‘köylüyü aramaksa ‘abes bir külfet’tir! ‘Bu şairlerden muhitini , içtimai nizamdaki bozgunluğu , ihtiyaçları, umumi hayatı gören hatta mahalli vak’alara, velev şahsi olsun, bir ehemmiyet veren yok dense yeri var’Gölpınarlı) (Tanpınar’ın Samim Kocagöz’e, daha 1930’larda sorduğu sınav sorusunun anlamı, şimdi belirginleşiyor. Hatırlayacaksınız soru şuydu: ‘Söyle bakalım, Ruhi Bağdadi’nin Terkib–i Bend’i ile Ziya Paşa’nın Terkib–i Bend’i arasındaki muhteva farkı nedir? ’
Kar kokan bir kentin bulvarlarından
ak duygularla akan su
gibi geçtim senden
dağlardan taşıdığım türküler dondu
nere gider yürekten
birikip de yaşanmamış aşkın coşkusu
HARFLER VE LAY LAY LOM HAKKINDA ÜÇ AYRI OKUMA DENEMESİ
HARFLER VE LAYLAY LOM -I
Hattuşaş’tan geliyorum
kaçağım
arkamda bin türlü tanrı izimi sürer
düşüm binmiş bir bulutun terkisine
kör inançlar kanırttım
yoldaşlar bıraktım aylı yamaçlarda
gel söz biçelim suskunluğun diliyle eski zamanlardan
sığınmış gemilerin bekleyerek çürüdüğü limanlardan
Bana Yalnızlığını Söyle…
Şiir Üzerine Eleştiri-Çözümleme-Karşılaştırma
Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
tomurcuk bilmemiş
çiçek gülmemiş
kızamık gibi vurmuş bozkırın yüzüne
özlemi türkü olmamış
ikindi günü kadar bir gün görmemiş
ne yeşili
keder sağnaklarının bir damlası benim olsun
yıldızlarının en ıssızı düşsün yarama
gözünün yaşlarının bir zerresi benim olsun
şehrin bütün ışıkları sönsün-gece ağsın
senin yelin bana değsin
gecenin merdivenlerinde keder
VEDA
hep seni arayan
gece yolculuklarına çıktım
düşünün karlı yollarında
sabaha kadar sigara içilen yalnızlığın med-cezirlerinde
YAKINDAN BAKIN ONLARA..DAHA YAKINDAN..
(-Günümüz şiiri üzerine notlar-)
“İlericilik yalnızca gerici güçlere saldırmak değildir.Yaşam için bir şarkı yazmak da ilericiliktir; böylesine berbat bir hale getirdikleri yaşamın başka bir yanının olduğunu söylemek de,güzel gün batışlarını,gün doğumunu,güzel kadınları,dostlukları,güzel sevgileri söylemek,en kötü koşullar altında yaşamın güzel ve yaşanmaya değer olduğunu söylemek; daha da güzelleştirmek için mücadele gerektiğini söylemek de ilericiliktir. Aşk şiiri ilerici şiirdir” diyor Yannis Ritsos,Aragon,onun şiirlerini ilk okuduğunda ‘gözlerinin dolduğunu ‘söyler; ve onu ‘çağımızın en büyük ozanı ‘kabul eder:”Başlangıçta onun çağımızın en büyük ozanı olduğunu bilmiyordum; yemin ederim ki bilmiyordum bunu.Zamanla,evre evre öğrendim,şiirden şiire,bir gizden ötekine geçerek”
Yannis Ritsos,Yunanistanın Peloponez bölgesinde 1 Mayıs 1909 da doğmuş.Önceden geniş toprakları vardı ailesinin,sonradan kumar düşkünü bir insan olan babanın yüzünden,topraklarını kaybedip yoksullaşmıştır..,bir erkek kardeşi bu yoksulluk sürecinde ölmüş,bir kız kardeşi delirmiş,annesi vereme yakalanmış ve sanatoryumda ölmüştür..Ritsos da vereme yakalanmıştır..Zor yaşam koşulları,üst üste gelen belalar,şu okuduğumuz birkaç satırda,inandırıcı olmayan bir yeşilçam filmini anımsatan,ama bir şairin var olduğu gerçeğin ta kendisi...Ortaöğrenim sonrasında Atina’ya geldi,horlanma,aşağılanma,açlık,işsizlik içinde çeşitli işlere girip çalıştı, yaşamını sürdürebilmesi için.. sağlık sorunlarıyla birlikte yaşadığı karanlık çaresizlik altında,sanki ölüm göz altına almıştı onu; ama onun iki büyük savunma silahı vardı tüm bu olumsuzluklara karşı; ŞİİR ve DEVRİMCİ inançları..Giderek bu olağanüstü zor koşullarda her yıl bir şiir kitabı ortaya çıktı..Alman işgaline,kurtuluşa,İngiliz müdahalesine,iç savaşa,devrimci hareketin uğradığı yenilgilere tanıklık etti,bizzat içinde yaşayarak.Tutuklandı,sürgüne gitti..dört yıl sürgünlük yaşadı,1952 de özgürlüğüne kavuştu.1967 de albaylar cuntası tarafından tekrar tutuklanarak,kendi ülkesinde esir kamplarında yaşadı, sağlık nedenleriyle 1970 yılı sonunda bırakılana kadar orada kaldı..




-
Ajlan Akman
-
Nejla Arslan
-
Saliha Karakuzulu
Tüm YorumlarDegerli ögretmenim. Yıllar oncesinden Selma Yigitalpten ogrencinizm.Ellerinizden operim.
Bütün şiirleri yüreğinden yakalar insanın, ruhun aynası gibidir. Çok değerli, koca yürekli şair.
Söylenecek ne var ki..Okuyun ve kendi kendinize itiraf edin ustalardan biri olduğunu...