Çok şükür,
Kuş sesleriyle uyandığım bir sabahım,
Ekmek banacak iki yumurtam,
Yudumlayacak bir çayım,
‘Oğlum ayakların üşümesin çorap giy’ diyen bir anam,
Tüm bunları veren bir Rabbim,
Güzel ülkem yine ateşler içinde kaldı.
Bir gün huzur bulup rahata erse hemen ertesinde bir kaos başlıyor memleketimde.
Meğer ne kadar da çok düşmanı varmış,
Ve kuşlar eğilirken güzelliğine bakmak için gökyüzünden,
Büyük bir gemi geçer Ortaköy sahilinden,
Bir adam ağlar sana olan hasretinden,
Ve kuşlar eğilirken güzelliğine bakmak için gökyüzünden.
Dolaşırken kan bedenin labirentlerinde
veremli bir güvercin uzatıp gagasını
maktül bir solucandan miras kalmış gibi
eşeleyip durur toprağın derisini
bilmez ki çimler kenesidir toprağın
Yağmur mu güzel yoksa gözlerin mi?
Bilmem, yağmur yağarken görmem lazım seni,
Hava da hafiften esintili,
hayatı ve kalbimizi geri istiyoruz
hergün yaşadığımıza
ve bebenimizi eskittiğimize
takvim yaprakları işaret düşüyor.
yer gök sarsılıyor,
ve sımsıkı sarıdığımız hayatlarımıza,
Sevgili dostlar,
Yine, yeni bir kitapla merhaba diyoruz size.
“YALNIZLIK SENSİZLİKTİR”
Kelimelerimizi heybemize koyduk, yola düştük.
Yolculuğumuz sizin gönlünüz.
Size güzellikler sunabildiksek ne mutlu bize.
Kim sana yapma diyorsa,
Yap,
Kim sana dur diyorsa,
Koş,
Kim sana sevme diyorsa,
Sev,
her karanlık seni hatırlatır bana,
hüznünden koparılmış,
kahkaha gibi oluverirsin karanlıkta,
yaşamın bize bakan yanından,
kafilerle serüven peşinde koşanlarına,
adını söyletirsin bize.
Ne zaman hüzünlü bir şarkıyı mırıldanırsa dudakların,
Ne zaman bir yaprak gibi düştüğünü hissedersen toprağa,
Ne zaman içinde acıdan bir okyanus kabarırsa,
Ne zaman işte yolun sonuna geldim dersen:
Derin bir nefes al,
Bir an mola ver hayata,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!