Nasıl vasvedeyim sana kendimi
Yerle yeksan olmuş bir haldeyim
Sığmam sınırlara yıkar bendimi
Katrelerde coşmuş gör seldeyim
Boynumda yafta gezer diyar diyar
Vardım bir ülkeye yüz on dört ili
Yalnız konuşulur gerçekler dili
Elli dört yasası var değişmez
Has bahçe içinde nübüvvet gülü
Kocaman bir hiçliğe doğru zaman
Ne sözlerin ne kelimelerin kifayeti var artık
Anlatmanın beyhude bir çaba olduğunu..
Anlaşilamamanın yorgunluğu ile tasdikler hayat
Mevlana Yunuslar geçmişte kalmış
Bu çağda Karâni, olmaz kim demiş
Ahdinde vefalı ne kullar varmış
Verdiği ikrârda kalmaz kim demiş
Herkes ederini bilse eyvallah
Bahçıvan terk etmiş, bülbüller susmuş
Yahşi bağlar yaman ellere kaldı
Mecnun Ferhat Kerem yanıp tutuşmuş
Gerçek aşkın közü kimlere kaldı
Hikaye romandır sanıp durmayın
Haram yedirmedim kaldım ortada
Neyleyim kenara attılar beni
Hesap verilmeden daha dünyada
Bakıp acımadan yaktılar beni
Hiç usanmadan emek verdiklerim
Gölgesini Unutmuş Ağaç
Sokaktaki ıssızlığının aksine
Başımdaki uğultuların bitmez savaşı,
yüreğimde ihanetlerin derin sancısı…
Açıl susam açıl dedi ahmaklar
Yine değişmedi kırk haramiler
Bey oldum sanırlar dünkü yamaklar
Yine değişmedi kırk haramiler
Soyu sopu asaleti belirsiz
Kısmet değilmiş istediğim, olsun
Biz bize yazılana da şükür deriz
Amaa , gönlümde yine dileğim
Yalnız senin güzel gözlerin...
Kaç veda ,kaç ayrılık eder
Kızıl günbatımları ile beraber gitti tüm umutlarımız
Yarınlara dair elimizde sadece bilmediğimiz bir zaman mefhumu kaldı
Kaldı mı? Onu da bilmiyoruz ya..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!