Eminoğlu sussun diller,
Duyulsun tek kelâm...
Tutmasın parmaklarım,
Artık yazmasın kalem...
Yorulmuş divane bir gönül
İnzivaya çekilmiş hayattan
Artık beklemek yok,umut yok
Ne giden nede kalandan
Uzaklardan bir ses
Bahtsız gönlüm bozkıra döndü ama
Sonunda bir çiçek açacak gibi
Çok acı çektim bağrım yandı ama
Birisi halimi soracak gibi
Uzaklarda bir gardaşım ağlıyor
Kanayan yara doğu Türkistan
O ağladıkça yüreğimi yakıyor
Kanayan yaradır doğu Türkistan
Zulüm altında bak masmavi bayrak
Eyvah felek bitmez senin hicranın
Gözümden yaşları döktüğün yeter
Sırtıma giydirdin sitem urba'nın
Hergün ilmek ilmek söktüğün yeter
Razıydım kadere sen nerden çıktın
Şad olup dünyada gülerim sanma
Bağlarda gazelin dökülür birgün
Diktiğin dikişler polattan amma
Attığın ilmekler, sökülür birgün
Ardı sıra sürür, alın yazısı
Geri dönüp baktığımda
Ne çok şey kaybetmişim
Panayır çocukları gibi şenliğim
Şimdi bir dar ağacında benliğim
Fırtına , kasırgalar süpürse acıları
YIKILDI GÖNÜL SARAYIM
KURMASI SANA DÜŞMEZMİ
YÜREĞİM HER GÜN KAN AGLAR
SARMASI SANA DÜŞMEZMİ
SENİN OLSUN SENİN ÖMRÜM
Hesapsız bir cenge girdi bu gönül
Durduk yere beni zâr'a düşürdü
Bir olur olmaza verince meyil
Rengi yok kokusuz, mar'a düşürdü
Zalim hükümdara karşı durunca
Berrak bir pınardan, su içer gibi
Kandıkça kandırır, elâ gözlerin
Hilal kaşlar altı, cennet bahçesi
Sandıkça sandırır, elâ gözlerin
Sinênde gizlidir bahçeler bağlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!