Ağlaya sızlaya geldim dünyaya
Bir iki damla sütle dikildim ayağa
Süslü gelin gibi koşturdun ardınsıra
Sana ram etmeyene ne mutlu dünya
Bir ayağım cennette bir ayağım dünyada
Yolda yürürken önüne bakmanın hikmeti
Yerde senden daha aciz olan vardır belki
Başı dik mağrur olanın dengi deyil yerdeki
Bir karıncayı bile incitme deyil koca deveyi
Dilsizler yaradanın yeryüzü şahitleridir
Bir son baharı yaprakları sararmış ağacın altında oturuyorum.
Bir yaprak iki yaprak derken esen fırtına ile düşen yaprak sayısı çoğaldı.
İçimi birden garip hüzünlü bir hal aldı.
Ah şu sarı kamışın yıl dönümü
Hatırladıkça buğulanıyor gözüm.
Doksan bin şehidi uyur görünce
Uykuda bulmuş sanki hepsini ölüm.
Sarı kamışta toprağa düşmüş asker
Soğuğun kollarına teslim olmuş birer birer
Çokmu üşüdünüz erim sarılmış birer ikişer
Ya rasülüllah ac kollarını geliyor şehid er
Bu vatan için toprağa düşmüş asker
Savaştan fırlayıp gelmişcesine bir atlı
Tüm hengameyi taşıyor üstünde serapı
Bir kartal gibi süzülüyor kaparcasına avı
Savaşlarki koparıyor birbirinden insanlığı
Kim isterki savaştaki haki karanlığı
Hakkı sevdim gönlüme düştün ya rasulullah
Gülü sevdim aklıma düştün ya rasulullah
Miraçtan bize hediyeler getirdin ya rasulullah
İmam hatipki okulların şahı
Verdi seksen sekizin mezunlarını
Vatanın dört bir yanına gittiler ayrı ayrı
Toplanırlar her sene anlatırlar anılarını
İmam hatipli olmak ayrıcalıklı olmalı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!