Aklın nuru ilim der, tahsil eder fünun’u
Kalp kalırken zalamda, ihmal eder dinini
Sırf dünyevi okumak, kafi sanır mutuna
Ne yazık ki tercihi, berbat eder sonunu!
Dünyalıksa sıkıntın;
Sakın takma kafaya!
Fani ise takıntın;
Asla takma kafaya!
Üzse seni bin bela;
Yok, bu işten kurtuluş
Tek şansın var o da bu!
Yoksa yeni bir buluş?
Bir çıkış var o da bu!
Hiç arama heyecan!
Maslahatı yoksa halka; neye yarar tekerleme?
Kelam mayıs misal ise; emek verip de derleme!
Denenlerin hayırlısı; öze hikmet yüklenendir;
Öyle özlü söz söyle ki; olsun tıpkı şekerleme!
Tek mehdi var o da Hak
Geri kalan hep nahak!
Lazım ise hidayet?
Gayrı bırak ona bak!
Yokken kulda dirayet;
Millet mürşit ararken, ben aradım doğruyu
Yarım asır boyunca, sürdü gitti bu durum.
Bu iş için gezdim de, tüm batı ve doğuyu;
İtminana vesile, bulamadım bir yorum.
Kimi kalmış tefritte, kimi koşmuş ifrata;
Dinin aslı kitapken ve sünnetken ey salik;
Hakka giden başka yol, aramak da ne demek?
Madem bize bu tarzı, uygun görmüş o Halık;
Sen sadece şu tarzı, öğrenmeye ver emek!
Tasdik ettik biz onu, etmese de çok gabi!
O, son resul diyerek, iman ettik bittabi!
Ey yaratan bizleri; sırf tasdikle bırakma!
Onun nurlu yoluna; her hususta et tabi!
Ne bu cümbüş tantana?
Taviz mi var şeytana?
Nasıl olur öyle şey?
O, hasımken insana!
Unuttun mu kimsin sen?
Kaçtı tadı dünyanın, göçmek gerek ukbaya;
Vedalaşıp eş dostla, gitmeli usul, usul.
Cılkı çıktı şu hanın, ne ar kaldı ne hayâ!
Ne yazık ki hayattan, bıktırdı yeni nesil.
Çekilmez hale geldi, hayat denen imtihan;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!