Sabretmeyi bilmeyen, kamil insan olamaz
Bilhassa da bir mü’min; ona lakayt kalamaz
O, her derde ilaçtır ve her bab’a anahtar;
Yani onsuz bir salik, maksuduna varamaz.
Ona lakayt kulların, tenkidi var Kur’anda
Onca ayet, hadisler, anlatırken Hak dini;
Bazı çağdaş(!) kafalar, aşar daim haddini!
Hoşgörüye (!) sarılır, din-i mübin dururken(?)
Böylelerin elbette; Hak yanında yok dini!
Uyar isen Hevana, kaybedersin davayı!
Terk edersen kulluğu; küstürürsün bil Hayy’ı!
Sonsuzluğu istersen; yönel dostum duaya!
Tevazuu yeğleyip, bırak artık havayı!
Yetmedi mi, sokak, cadde gezdiğin?
Bunun için gelmedin sen dünyaya!
Felahındır bence, bıkıp, bezdiğin!
Üste üstlük Müslümansın sen güya!
Niye koymuş, başa aklı yaratan?
Yüze gülen yağcıdan
Yümn’e yaban sağcıdan
Dağdan inmez avcıdan
Sığın daim Allah’a!
Kitap bilmez heriften
Seviyorsan vatanı;
Düzelt artık hatanı!
Halis ise niyetin;
Önder etme şeytanı!
Hizmet beklerken yurdun;
Sevme diyen yok sana!
Çünkü sevmek fıtrattan.
Şu hususta Rab sana;
Der severken kork Haktan!
Hislerini denetle!
Niçin geldin dünyaya, der-hatır et ey insan?
Bilmiyorsan bunu sen; sor acilen bilene!
Kimdir senin sahibin, kimden sana bu ihsan?
Bu gizemi çözerek, dön ebedi gülene!
Sordum seni arife; dedi bana o, yalan!
Nazar ettim maarife; diyor onla oyalan!
Cahil nefis aldanıp, tercih etti dünyayı;
Yaktı benim başımı, yeğlediği o yalan!
Yangın yeri ortalık!
S.O.S veriyor imanlar!
Hayrı veren yok salık!
Boş veriyor imamlar!
Yozlaştıkça insanlık;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!