Çağırırken Rahim Allah, her nefisi tek hak yola;
Ne hikmetse bazıları, bu davete demez evet.
Uymak farzken şu emir’e, aklı sağlam her bir kula;
Ret edilir pek çoklarca, ne yazık ki şu hoş davet.
Nasıl düşer bu gaflete, aklı başta olan bir zat?
Her geliri kar sanma, kar değildir her akar!
Bazen başta kar olan, akıbette baş yakar!
Fani ise bir irat ve de değilse helal;
Kar sandığın o meta; emin ol ki sahte kar!
Sanki henüz yaşarken, yeğlemişsin ölümü?
Sahi dostum gerçekten, diri misin ölü mü?
Niye tercih ettin ki, böylesi bir zulüm’ü?
Bilmez misin Hak sevmez, asla kat’a zalimi!
Adın güya mü’min de;
Hakikatte sen nesin?
Niye hissen yok dinde?
Söyler misin sen nesin?
Solcu musun sağcı mı?
Şu düştüğün hale bak!
Halin akil hali mi?
Şu uyduğun kula bak!
Sapık mısın deli mi?
O ki sana bir düşman!
Madem fani şu dünya; değmez nefsim aşkına
Bu mantıksız sevdanla; benzedin bir şaşkına
Onca kulu mazide, mahvetmişken şu sevgi;
Buna rağmen ey gafil; nasıl dersin aşk şuna?
Ne zannettin hayatı, yiyip içip yatmak mı?
Yoksa giyim kuşamla, halka hava atmak mı?
Veya senin felsefen, şuna benzer bir şey mi?
Alet olup fitneye, arza ateş atmak mı?
Belki sen şu yaşamı, sandın sırf bir eğlence?
Görmüyorsa şu millet, ondan daim maslahat;
Nimet değil internet, nikmet olur ey kardeş!
Yapmıyorsa o manen; şayet her dem ıslahat;
Ocaklara inciri, dikmek olur ey kardeş!
Ne söylesek beyhude, bu mevzuda be kardeş;
Geçen yıllar geriye, gelmez asla bilesin!
Hiç olur mu yaşlının, yaslı hali gence eş?
Madem öyle bahtiyar, bir ihtiyar olasın!
Derd-i dünya etkisiyle;
Düştü ruhum dara Rabbim!
Cahil nefsin tepkisiyle;
Aldı kalbim yara Rabbim!
Boyu aştı diye günah;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!