Bilmek! ! ! ! ! Bilmemek! ! ! ! !
Gelin bir olalım saadettir kardeşlik
Bir barış şarkısına edelim hep eşlik
Nedir bu tefrika nedir bu serkeşlik
Beraber ıslanalım barış yağmurlarında
El ele verelim koşalım yarınlara
Sokakta sessizce alırken yol,
Birden irkildim; omuzumda bir kol.
Döndüm, baktım, biraz asabi,
Gitarcı dedi: "Çalayım mı abi?"
Vururken gitarına mızrabı,
Hasretinle alev alev yandı gönlümüz
Sensiz kör olmuş Görmüyor gözümüz
Körelmiş pare pare Asi kalbimiz
Nerdesin nerdesin ya rasulallah
Nurunu senden almış ay ışığı yar
Sanma ki bir karartı, ya da derin bir uyku,
Ölüm dediğin nedir? Kalpten çıkan son korku.
Ten bir eski hırkadır, ruhu hapseden kafes,
Menzile varmak için, biter o son bir nefes.
Şimdi mahzun bir bakış, her dilde bir ah kalır,
Sanma ki bu karanlık, sonsuza dek şah kalır.
Yeniden doğar güneş, yırtar geçer geceyi,
Aşkla çözeriz elbet, o kadim bilmeceyi.
Sol yanımda bir sızı, her nefes bir kör düğüm,
Sanki bir mahşer yeri, aynalarda gördüğüm.
Gönül sabır taşında, dövülür zerre zerre,
Hiç isyan etmedim, düşsem de bin bir şerre.
Bir yangın ki bu sönmez, külü kalır içimde,
Bir gün kendime sordum: Bu sevgi mi, delilik mi?
Oturdum sayfaları çeviriyorum bu yara için.
Her kapıya gidip ondan, bundan soruyorum,
Bazen durdum, sevgimin sahibini ararken.
Bazen cevap buldum;
Kapattım kapıları, sükût artık yoldaşım,
Hakk’ın rızası olsun, eğilmeyen tek başım.
Sevmek bir imtihansa, acı çekmek onurdur,
Gözden akan bu yaşlar, kalpte sönmez bir nurdur.
Ne yana dönse yüzüm, O’nun nuru parlar bak,
Sanki her bir zerrede, bin bir dille söyler Hak.
Gönül bir pervane ki, döner durur narına,
Bugün O’na dönen, hiç gam duymaz yarına.
Dağlar diz çöker heybetle, deniz zikre dalınca,
Gecelerim ne kadar da zor,
Sana ulaşmaya çalıştığım geceler.
Gözlerine,
Kalbine...
Gecelerim ne kadar da acı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!