Kırılır elbet bir gün, zulmün o tunç kapısı,
Değişir bu dünyanın, bu çileli yapısı.
Sanma ki derya durur, rüzgâr hep sert esecek,
Bir gün mazlumun ahı, bu tufanı kesecek.
Gözyaşıyla sulanan, filizlenir o toprak,
Ben, şair değilim
Kafiyeleri dizip sözü nakış nakış işleyemem
Aşkı da
Bir çocuk nasıl ki denize taş atar, dalga ne kadar büyürse o kadar,
Yüreğim de öyle
Bir zamanlar Âdem’le açıldı insanın yolu
Tarih dedikleri şey çoğu zaman kan dolu
Medeniyet diye kutsadılar paslı hançeri
Kardeşi kardeşe kırdıran ilk çağdan beri
Hâbil bir avuç ekinle secdeyle baş eğdi
Geceler bir kuyu bak, ne kadar derin ve zor,
Sana varmak isterken, içime düşer bir kor.
Gözlerinin ufkunda, kaybolur gider aklım,
Kalbinin derinidir, benim en mahrem saklım.
Göğsüne baş koyacak, o anlar şimdi hayal,
Mecnun olup çöllerde, Leyla demek ne imiş?
Asıl vuslat kalpteki, sonsuz aşka ermekmiş.
Diller sussun bir mühlet, varsın gönül konuşsun,
Katre çekilsin geri, derya ile buluşsun.
Sineme çekerim sevgini, de yine kederin bitmez,
Kaçtıkça ateşinden sırtımdan, hasretin inmez.
Bin yıl geçse de ömürden, yine sevgin gitmez;
Gittikçe büyür sevdan bağrımda Malena.
Sen misin su üstünde yürüten, deli sevdanın sahibi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!