Erittik demirden dağları.
Destan yaza yaza yurt eyledik.
Dört bir yana diktik tuğları.
Dedem korkutla Türk'ü söyledik.
Kırk çeriyle Kürşad olduk.
Yine bir yıl daha geçti ömrümden.
Tatlısı az, acısı çok günler.
Hak eden kaldı, düşen düştü gönlümden.
Ellerimi önümde bağlayan tuzak günler.
Böyle geldi, böyle de gitmez derken.
Bir eylül akşamı titrerken duygularım.
Odun ateşinde demlenen çay kadar kıymetin kalmadı yâr
İnce belli bir bardak ve demli bir çay,
Dumanı kıvrım kıvrım iki nefes sigara
Ve yıldızlar
Uzaklardan gelen su sesi
Ahval çok kötü n'olacak halimiz .
Bir fikrin var mi hadi söyle usta.
İdare ettigimiz yarım aklımız.
Elden gidiyor n'apacaz böyle usta.
İnsan kalmak ne zormuş bu devirde.
Nefes kesen bir fırtına önünde.
Dereler tepeler dolmadan gelsin.
Şuleyi donduran bir kış gününde.
Akşam karanlığı olmadan gelsin.
Tanrı dağlarının Bozkurt'u Türk'üm.
Börteçineden el aldı yürüdü.
Bozkır da kopuz'la söylenen Türküm.
Dede korkuttan bir tel aldı yürüdü.
Erittik demirden dağı, yol oldu.
Birgün bu dünyadan göçüp gidersem.
Bize hoş bir seda bıraktı dersiniz.
Ecel şerbetinden bende içersem.
Vuslat çakmağını çaktı dersiniz.
Kalem tutar, doğru söyler dili vardı.
Avcumuz kanlı gelmişiz acuna.
Çakıl taşı vermeyiz namussuzun p*çine.
Vatansızları sokmuşlar vatanın içine.
Ölsekte vatan icin, kalsakta vatan için.
Binlerce defa ölürüz, binlerce
Bir bir eksiliyoruz ya
Kalan benmiyim
Giden mi ben anlamadım.
Çocukluğum, gençliğim uçuyor ellerimden.
Ellerim yanıyor tutamıyorum.
Kıta kıta yazdın bana
Mısra mısra okudum seni.
İplik iplik azdın bana.
Nakış nakış dokudum seni.
Damla damla düştün bana.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!