Billur gibi, tertemiz pak sular.
Dağları dolanarak, akarlar.
Bazen durulur, bazen sarkarlar.
Onlar da; Bu âlemin yolcusu.
Düşün; Bir çiçek, susuz açar mı?
Gülüp geçerdin, âşıklara.
Derdin onlara, bahtı kara.
Olmazsa, başkasını ara.
Sende mi, âşık oldun Abbas.
Kör sevda, başına mı geldi.
Söyleyemem, sana aşk’ımı.
Aşk’ınla, kor olup, yanarım.
Durduramam, coşan taşkın’ı.
Aşk’ınla, kor olup, yanarım.
Cehennem gibi, bana hayat.
Sevmeden, asla bilemezsin.
Bir sev de gör, aşk ne karanlık.
Seversen, asla gülemezsin.
Bir sev de gör, aşk ne karanlık.
Deniz fırtınasından, beter,
Mehmetçiği, cephe’ye yolladık.
Gideli, bugün, doksan yıl oldu.
Şalvar’ını, alladık, pulladık.
Gideli, bu gün, doksan yıl oldu.
Sakal’ı, bıyığı, çıkmamıştı.
Bir duyabilsen, o güzel sesini.
Anneler günün, kutlu olsun, annem.
Sımsıcak, yavrum diyen, nefesini,
Anneler günün, kutlu olsun, annem.^
Şimdi askerim, vatan bekliyorum.
Ata’nın Tohumu
Yeşermiş, ektiğin tohumlar.
Kabuklarına, geliyor, dar.
Baktıkça, göz kamaştırıyor.
Bütün yurtta, sen varsın ATAM.
Düşmanlar, bağladıkça yolları,
Büyüyor, Ata’nın tüm kolları.
Yarın, nasıl olacak hâlları.
Halkın başkanı, Ata geliyor.
Türkiye, akın etti yürüdü.
Çocuktun, büyümekti derdin.
On beşinde, gençliği gördün.
Bir hevesle, anamı sardın.
Muradına erdin mi, babam.
Sen, bizi, öz’ünde sakladın.
Gün gelir, anadan ayrılmak.
Gen gelir, babadan ayrılmak.
Gün gelir, kardeşten ayrılmak.
Ayrılmak var ya, şu ayrılmak.
Gün gelir, kucaktan ayrılmak.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!