110.öyle Dedi Spiker Şiiri - Yılmaz Tizgöl

Yılmaz Tizgöl
110

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

110.öyle Dedi Spiker

ÖYLE DEDİ SPİKER

Akşam sekiz haberlerinde duydum; bir adam düşmüş!

Hem de ana haberde.

Öyle dedi spiker.

Yüreği paramparçaymış, dağılmış etrafa.

Adamın düştüğü yer çok insanlıkmış, çok da medeniyet.
O yüzden ulaşılamıyormuş.

Enkaz etrafa dağılmış.

Tahminlere göre ummadığı bir şeylere çarpmış adam.

Önce kolu kanadı kırılmış.

Sonra çok kötü çakılmış.

Üstelik sisliymiş hava...
Burnunun önünü bile görememiş adam.

Görgü tanıklarının göremedikleri kazanın üzerine verdikleri ifadelere göre,
buralara güven olmazmış.

Göz gözü görmezmiş.
Kimse kimseye güvenmezmiş buralarda.

Bir tek vefa izine bile rastlanamamış.

Adam niye düşmüş, anlaşılamamış.

Üzücü bir olaymış.

Öyle dedi spiker.

Bazı uzmanlar motoru teklemiş demişler.
Bazıları, "Eski bir model." diye eklemişler.

Bu modellerde kronik bir hata varmış.
Biraz anlaşılmaz, biraz da dikmiş.
Rota falan dinlemezmiş, kafasına göre gitmiş.

Bazıları yakıtı bitmiş demiş.
Diğeri eklemiş:

"Üç günden beri ekmek bile yememiş."

Yapılan aramalarda bakmışlar ki etraf ceset dolu.
İnsanlık çok feci ölmüş.

Yüzlerce yaralı sadece bakıp geçmiş.
Yaralılar oralı bile değilmiş.

"Kara kutusunu bulalım." demişler.
"Belki orada bir iz vardır.
Açılmayan karanlıkta bir giz vardır.
Ya da söylenmemiş bir söz vardır."

Uzmanlardan biri, pek de umursamayan bir tavırla:

"Hastaymış adam zaten." demiş.
"Metal yorgunluğu tüm bedenini sarmış."

Mental yorgunluğunu kimse hesaba katmamış.

"Doygunmuş." demiş bir diğeri.
"Hayatına doymuş.
Düşmesi normalmiş.
Kaç kere uyarmışlar:
'Bu kadar kafana takma.' diye..."

Ama alın yazısı başka nereye takılırmış?

Kafasına takmış adam.

Kurtarma ekipleri olay yerine gelmiş.
Arama çalışmaları sürdürülüyormuş.

Öyle dedi spiker.

Büyük büyük adamlar, ellerinde değnekler...
Adamın düştüğü yeri gösteriyorlarmış ekranlarda.

Alttan alt yazı geçiyormuş:

"Başbakan, emeklilere yapılacak bayram ikramiyesini müjdeliyor."

Adam düşmüş.

Düştüğü yerde bulunamamış ama gündeme oturmuş.

Kara kutu hemen bulunurmuş.
İçinde ne varsa okunurmuş.

Kara kutunun karanlığı,
aydınlığa dökülürmüş.
Etrafa saçılırmış.

İnsanlar üzerime sıçramasın diye kaçışırmış.

İçinde ne kadar iyileşmemiş yara varsa çıkarmış ortaya.
Tımarlanmamış tüm yaralara parmak basarmış uzmanlar.

Kaç yara kabuğu varsa,
her dosya tek tek açılırmış,
bakılırmış,
incelenirmiş.

Hayalleri bile çıkarırmış ortaya.

Teknolojiye bak abi...
Adamlar yapıyorlar ya...

Uzmanlar, "Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü." deyimini pek kafaya takmazmış.
Açarlarmış kara kutuyu.

Kısacası anlaşılırmış adam niye düşmüş.
Niye gözlerine karanlıklar üşüşmüş.

Ne varsa saklayamazmış artık içinde.
Hepsi ayan olurmuş bir biçimde.

Spiker öyle dedi.

Bazen küçücük teknik ayrıntılar bile sebep olurmuş bu tür kazalara.

Kimisi itiraz etmiş:

"Ne kazası kardeşim!
Bile bile ihmal.
Yapılamaz mıydı sanki biraz ikmal?"

Belki bunlar olsaymış,
bu elim olay olmazmış.

Tek tek saydı spiker:

Bir sıcacık şefkat...
Bir tutam sadakat...
Belki biraz vefa,
biraz şükür...
Belki içten bir teşekkür...

Kurtarabilirmiş adamı.
Düşmezmiş belki de.

Araştırılıyormuş ihmal var mı diye.

Sorumlular en kısa zamanda bulunurmuş.

Adalet yerini bulurmuş.

Spiker öyle dedi.

Öyle dedi spiker.

Yılmaz Tizgöl
Nijni Novgorod
01.07.2026

Yılmaz Tizgöl
Kayıt Tarihi : 1.07.2026 13:10:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!