Mutluluk nedir? Bana soracak olursanız şayet, bunu anlatacak birkaç kelimem bile yok.
Ah hayır! Cümleme yanlış soruyla başladım.
Mutlu olmak nedir? Bana soracak olursanız şayet, bunu hiç bilemedim. Belki kıymetini, belki varlığını, belki hissini.. ama gel gelelim keder.. hüzün ve acı. Onlar adına yazacak çok şeyim var.
Ama neresinden başlarsam başlayayım hep eksik kalacak, ve siz anlattığım kadarı ile bilebileceksiniz gerisi anlatmadıklarım, gerisi anlayamadıklarınız..ve siz sadece size düşen gerçeklerle yetinmeyi öğreneceksiniz.. bu da benim öğrendiğim gerçeklerden bir tanesi. Payıma düşen neyse onunla, bir hiçlikle yetindim… bahaneler ardına sığınmaktansa gerçeklerle yüzleşmeyi seçtim. Bu hayatın birçok pekte sahi olmayan gerçekleriyle.. peki benim gerçeğim sizin de gerçeğiniz olabilir miydi? Bu hayat benimse, bu hayatın gerçekleri de öyleyse.. sizin olabilir miydi? Sizin yerinize cevap hakkım varsa şayet, hayır. Yanlışlarınız benim doğrularım ile çelişiyorsa bu sadece sizin yanlışınız olur. Madem ki bu böyleydi, madem ki bana ait olan her şey sadece banaydı..neden hayatımı kendi hayatınız gibi yaşadınız? Neden hayatımı hiçe saydınız? Payıma düşenin bu olduğunu neden bana inandırdınız? Sorum size… ama kabahat bende, “körler çarşısında ayna satan bendim..” ve ben ilk kez bu denli yenildim.. şimdi baştan alıyorum tadı buruk olan hayatı.. artık daha gerçekçi yaşamak için yaşamı.
Sonra kalktım bir çay koydum, anlatmak istersin diye kekre mutluluğunu..
Kabul ediyorum..hatalarım oldu, yanlışlarım oldu, pişmanlıklarım ve keşkelerim..yenilgilerimde oldu, galibiyetlerimde.. ama şimdi geriye dönüp baktığımda hiçbirinden eser kalmadığını görüyorum. Bu hayatın bize sunmuş olduğu kaçıncı evre emin değilim…emin olduğum şeylerin sayısı da gün geçtikçe azalıyor, şimdi bu satırları yazarken bile ellerim kararsızlıkla dolaşıyor harflerin üzerinde. Bir cümle bitiyor diğerine nokta koyuyorum, bir düşüncem baş kaldırıyor oradan.. ardından öteki. Kendi kendimle çelişiyorken, neyim varsa kaldırıp atıyorum..sonra ardından yine aynı keşkeler. Ne bir eksik ne bir fazla, neyim eksik ki? neyim fazla? Aslına bakacak olursan, yapamadım hiçbir şeyi. Mesela tutturamadım hiç o pilavı, ya suyunu fazla koydum ya da pirinci eksik. İşte ben hep böyle, bir türlü ortasını bulamadım yaşamın. Ya eksik yaşadım ya da fazla düşündüm, bilirsin “çok düşünmek bir çeşit intihardır.” Ve ben ne zamandır çok düşünür oldum.. şimdi böyle de olmadı lakin, nasıl olur bilemedim. O vakit devam ettim, bir süre yazdım, uzunca düşündüm, biraz sildim, bakışlarım ilişti penceremin yansımasına..az da kendimi izledim..baktım olacak gibi değil kalkıp gittim oradan. Boynu bükük sokak lambası altında yazıyorum keşkelerimi, sen şimdi sorarsan bana bende bilmiyorum, sahi ne ara geldi mevzu buraya? Bunu çoktandır bende düşünüyorum, ama bilme.. uğurluyorum seni dehlizlere.
Duvarlardaki çıkıntılı izler gibiyim geçmişi anımsatan.
Bazen gecenin hüznüne sığınılan..
Acıya ve gözyaşlarına şahit bir duvar köşesiyim..
Acının ve gözyaşının ta kendisiyim bazı geceler..
Sığınabileceğim bir tek duvarlarım var benim,
Korktuğum vakitler güvende hissedebileceğim,
Bir yer sana zarar veriyorsa ne kadar dayanabilirsin?
Değersiz ve sevgisiz hissediyorsan, üstelik yorulmuşsan.. sonumu hiç iyi göremiyorum cielo, sonumu göremiyorum. Şimdi söyle bana, kendimi kötü sona sürükleyen ben miyim? Yoksa bu kötü insanlar mı?
Herkesin derdi başkaymış, insanlık namına bir şey de kalmamış.. en ufak sevgi gösterisi kırıyor beni, insanı insan yapan yanlarımdan kırılıyorum, kırıyorlar cielo durduramıyorum…
Bu yol zarar veriyor cielo, benliğimi kaybediyorum. Vahşi canavarların saldırısına uğramışım, vakit geçmiş içimdeki canavarın esiri olmuşum. Susmuyor cielo, kendini parçalıyor. Sizin de var mı canavarınız? Benimkisi içten içe yiyip bitiriyor kendini, üstelik tek zararı da kendine. Sonra dizginleşiyor her defasında son kezmiş gibi.. Ne savaşabiliyorum ne de vazgeçebiliyorum, tutuyorum elimdeki ipi sıkı sıkıya, ellerimi kesmiş çoktandır kanar da kapanmaz. Direniyorum cielo direniyorum da kurtulamıyorum, ne kurtulabiliyorum ne de devam edebiliyorum..
Her gün içimdeki canavarı besliyorum cielo yetmezmiş gibi bi’ de insanlarla savaşıyorum.
Geçen beş ayda çok şey oldu cielo, ondan sonrası bende de yok.. ama çok şey oldu; anlattıklarımı tekrar tekrar yaşadım cielo, ne kurtulabildim ne de direnebildim, ne vazgeçebildim ne de devam edebildim..
Sonumun ne olacağı belliymiş efulim,
daha en başından belliymiş..
Birçok acılarım var benim, birçok umutlarım,
birçok mutluluklarım, bir ve en çok suskunluğum..
uzun uzun yazmak isterdim
lakin ne içim buna müsaade eder ne de kalemim..
meselenin orası ayrı etse de yazamam
çünkü ne sen anlarsın ne de ben anlatırım
ne sen anlatırsın ne ben anlarım..
..anlasan da anlatamam..
Çok düşünmek öldürürmüş
Sessizliğin ardından çok konuşmak
Susuyorken çığlık çığlığa olmak öldürürmüş..
Gözlerini kapattığında ölürmüş
Bazense yaşıyorken insan..
Öyle bir yerdeyim ki,
Her yanım feryat nidası.
Her yanım ölüm sessizliği.
Her yanım gözyaşı şimdi,
Her yerim ağrı benim.
ben vazgeçiyorum..
umutlu cümlelerden
ya da güzel günleri beklemekten..
anladım ki öyle günler hiç olmamış
yıllarca kandırıldım sanki
üstelik bunu ben, bana yaptım
Viran olmuş bir şehrin ortasındayım.
Harap olmuş insanların, harap olmuş duygularıyım.
Nereye baksam, hangi yöne gitsem olduğum yerdeyim.
Belki çıkmaz bir sokakta,
Belki de köhne bir evdeyim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!