Kan işerken güneş
Sondası dolar yavaştan
Kızıl sofalara
Kaçak izmaritlerin gizli
Hasta umutları
Benzemez kimse sana
Gökçeada!
Benden maada keçi, inadın maki
volkani kökün, çalıdan dişin, doryen
keyfi mukdedir, hiç ölmeyecek gibi
mağrur kayaları inletir rüzgar sesi.
Gün ışığı alnımda yalapşap hazan
Bildik fısıltıları kavakça sevişmelerin
Misinama sarılı bir kara yalan
Yolunu şaşırmış bir mevsim.
Göl mü beni çeker?
Ben mi ona giderim.
Meclisin bütün zillerine basıp kaçmak, saklanmak Güvenpark'a
Ve teşrifatında lüks davetlerin, devlet erkanının yağlı beyinlerinde
habire çiğnenen abur cubur plastik sözcük yağmurlarına inat
Fitil gibi ıslanmak Emek Sineması çıkmazında,
Suyun terkosunda fitil gibi sarhoş olmak
Suyun yasaklanabilirliğini tartışmak ki artık sarhoşluk yasak.
Her 14 Şubat
15.yılında yasım
Elini çabuk tut!
Dersin.
Dayan biraz
Acının tadı buz
Ben her bahar korkarım.
Ve her sonbahar.
Sırada kim var?
Ateş çemberinden geçince bir kere,
sızlayan kemiklere nispet
ağaran saçlar,
İnattan!
Neden bu kadar asılırız hayata?
İnattan!
İnattandır her sabahın birbirinden karanlık olacağını bilerek uyanmak!
Kötünün bilediği dişlerin arasından nafaka kapmak!
Bir ıskarta silüetin
Ne dündü ne yarın,
herhangiydin.
Arabaya önden girip
yandan boşalan zaman
İskelenin Kızı
İğde dökerdik denize
Balıklar yesin diye
Yesin de büyüsünler,
Tok yatsınlar geceleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!