Hani üzüyorsun ya beni
Olmadık zamanlarda
Ayaza dönüyor o vakit yüreğim
Çetin geçen kışlar gibi
Ocak'ım olursun Şubat'ım
Yağmurlar yağdırırken gözlerime
Ne desem eksik kalır
Ne yapsam fazla
Lafla gönül arasında
Tükendim
Artık ne haberim gelir
Ne sesim çıkar
Sabahlara sal beni
Dağlara yeşillere
Ozanlara sor beni
Bozlaklara türkülere
Yılkı atlarında gör beni
Alacasına beyazına
Ben İstanbul’u niye seviyorum biliyor musun?
Çılgındır, karışıktır çatlaktır hatta
Kuralları yoktur mesela
İstanbul beyefendisidir bazen
Bazen bir orospunun sakızında
Genç kızdır masumdur
Karaköy'de balık yediğimizi
Köprü altında kaçak öpüşmelerimizi
Unutmadım..
Seni giydim üstüme
Laf olsun diye demedim
Konuşmam da öyle
Can kırıklarım var
Kırgınlıklarım
Unutamadıklarım
Attım kenarına yüreğimin
Kapı, evin girişi
Bahçe,evin genişliği
Sen,ev gibisin
Hem geniş,hem korumacı
Hem sıcak hem paylaşımcı
Beklentisiz,çıkarsız
eni özledim demeye utanıyorum
Seni seviyorum desem hani
Dilim tutulur,dağlar eğilir,denizler köpürür
O zaman akarım, çoğalırım
Ne zaman telefonum çalsa
Sen diye açarım
Suyun taşı delmesi gibi
Sabır
Gün doğumunun ve batışının
Kızıllığındaki sınır
Martıların çığlıklarında
Gök gürledi, yağmur yağdı
Martı çığlık çığlığa
Deniz köpürdü, vapur sallandı
Ben ağladım..
Dilim suskun, yüreğim gamlı




-
Cihan Kaya
Tüm Yorumlarher şiirde bir ben buldum benden öte....