Giymiş allı, güllü şalvar
Endamında başka hal var
Yüz vermiyor yakar,yalvar
Yeşilçay'ın güzelleri...
Basmadan giyer fistanı
Evde kaldım kalalı
Yeteneğim gelişti
Ev süpürme, bulaşık
Ne de basit bir işti
Beklemeden Salıyı
Gökyüzünde yıldızların
Kimi sönük,kimi parlak
Belli ki; memnun hayatından
Gülümsüyor bir yıldız ışıldayarak
Şu uzakta duran yıldız
Yirminci yüzyılın büyüsüne
Kapıldık gidiyoruz, nafile..
Bin bir rahatlık geldi,çok şükür
Unuttuk insanlığı bile.
Yığın yığın taş binalar
YÖRÜK ELLERİ
Balıkesir ilinden başlar Yörük obası
İvrindi’yle Kep sut’ta; Toman, Üçbaş Yaylası
Alaçam’ı unutma, Manisa’ya geçelim
Alaşehir Çiçek’te soğuk sular içelim
Kıl çadırda yaşarlar
Yaylaları seçerler
Köpük ayran içerler
Yörüklere gidelim.
Yörükler obasına
Hep böyle garip sessiz, yürek burkar vedalar
Ardında kalır sensiz, derin izler sedalar
Özlemle dönüp baksan akar yaşlar gözünden
Hep böyle garip sessiz, yürek burkar vedalar
Sevdalı gönüllerden, muhabbetle gazelden
Zaman en iyi ilaçmış dertlere
Ay bitti, yıl bitti, hiç kar etmedi
Bunca vuslat, bunca hicran nafile
Gönlüm senden başkasını seçmedi
Bu sevda çilemdir, çeker ağlarım
Tam öylesine alışmışken sana
Neden bu sebepsiz terkedişler
Dört duvara mahkum bırakıp beni
Sensizliğin esaretinde,sessiz bekleyişler...
Sevdim seni diyordun,yalan mıydı gönülden?
Saatin altın kordondan
Kürkün aslan,kaplandan
Araban var Jaguardan
Geçilmiyor hiç havandan zilli kız
Fazla mesai yapar şoförün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!