Nasıl aklanır yekpare kalbim bu hüznün tesirinden
limanda bir gemi beklese beni, alıp gitse keşke
senin gözlerin güzel, saçların çarşaf, adının önemi yok
arnavut kaldırımlı bir sokakta parmak ucundasın ve yüzün güleç
bilmeseydim adını zehra koyardım
zehra aydınlatır geceyi
sen bir tını oldun, sen bir müzik oldun, sen bir sevgi
yoruldum kendime zulüm olarak görmekten geceyi ve
senin gözlerin, tenimi yakan güneş gibi parıl parıl böldü geceyi
ben renkli mozaikli ve hışırtılı ağaç gibi darmadağınım şuralarda
kahvaltı masasındaki zeytin çekirdekleri yahut
bir askerin sırt çantasıyım terli sırtında
bir pencere kenarındayım gözlerim kısık
sanki kuytu köşe mahallelerin çok yaşamış yaşlı insanlarıyım bozuk
ışıltılı, rüzgârlı ve kararlıysa hava
sen yürürsün evlerin çatılarında
sırtını bana dönersin ve gülümsersin
ben avucumda şiirler, kucağımda kedi ve ne yapacağımı bilmem
çünkü bir pencere kenarındayım ve gözlerim kısık.
bu yüzden hiç bahsini etmem belki
el çakılarıyla nasıl kesip attığımı insanları
çünkü biliyorum
her güne aynı başlamaz insan
her gün aynı yemeği yemek istemez
her gün aynı insanı sevmek istemez -belki-
çünkü biliyorum
ne kadar sevdimse
o kadar çok azap ve pişmanlık duygusu
bilmeseydim adını zehra koyardım
elinden tutup gezdirirdim
korkmasaydım bırakmayacaktım ellerini
Sahi tuttuğumda ellerini
caddelerde insan sesleriyim
zihnimde aynı tını ve limanda bekleyen geminin
güvertesinde uykuya dalan bir kediyim
ben seni alıp nereme koyayım zehra
içimde azap ve pişmanlık duygusu
ağır ağır dönmekte dünyam
Kayıt Tarihi : 14.05.2026 17:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!