Büyüyen söz müydü, yoksa zaman mıydı?
Ya huzur ve saadet, yalnızca o asra hassa?
O vakit kargaşa, fitne, zulüm de
Ahir zamana ait olsa gerekti.
Peki, zamanı büyük yapan neydi?
Mehmet’i “Fatih” kılan,
Süleyman’a “Muhteşem” dedirten,
Cuma günü Malazgirt’te
Alparslan’ı muzaffer eyleyen,
Anadolu’yu İslam beldesi kılan,
Eyüp El Ensari,
Yunus Emre,
Mevlana,
Hacı Bektaş Veli,
Somuncu Baba...
Nice gönüllerin konuk olduğu,
Şühedanın aşk ile can verdiği,
Resûl’ün güzel ahlakı tam eylediği o vakit nasıl ölçülür?
Ve şu zamanın kıymeti nasıl bilinir?
Zamanla lisanlar değişse de
Söz, aynı sözdü,
Beşer, aynı beşerdi.
Hitap edenler farklı olsa da
Muhatap hep insandı.
Sözün büyüklüğü,
Kalbe dokunduğu kadar bilinmekteyken
Etkisi ne kadar sürerdi?
Her kelime, ya kaderimizdi,
Ya da kaderimize yön veren bir yol.
Hem bizim yolumuzu aydınlatan,
Hem bizi yolumuzdan çıkaran...
Sözümüz,
Güneş misali kalplere doğmuyorsa,
Ne zamanın ne de sözün hükmü kalırdı.
Zaten bir gün,
Bir başka zamanın gölgesinde
Solup gitmeyecek miydi?
Ve biz, o anın ardından
Baka kalmayacak mıydık?
3.04.2025
Mesut TütüncülerKayıt Tarihi : 17.07.2026 12:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!