Eskimiş bir çeyiz sandığında saklanmış saatler var,
Tik takları gençliğime ait bir türkü gibi.
Her saniye, bir tohumdu toprağa düşen,
Ama çiçek açmayı unutan köklerle büyüdü.
Cam yüzlerinde çatlaklar, sustuğum gecelerden,
Zamanı ölçmek yerine, yaraları saydılar.
Hayallerim, cebimde taşıdığım saatte hep geri kaldı,
"Geç kaldım" dediği her an, bir çocuk uykuya vardı.
Ben ise kum saatlerinin dibinde biriken taneydim,
Akmak değil, düşmekti öğrendiğim:
Yere çarptıkça sessizleşen,
Sessizleştikçe yok olan.
Bir gün tüm saatleri çıkardım dolaptan,
Kırık camlarından sızan güneş, ellerimi yaktı.
"Zaman iyileştirir" demişlerdi ya hani,
Yalan İyileşen hiçbir şey yok,
Sadece…
Kırıkların üstüne örtülen bir tül perde.
Şimdi bileğime taktığım saat, sadece bir yara bandı:
Akrep, yelkovanın peşinde koşarken kanıyor.
Ve ben,
Öğrendim ki zaman değil,
Biz gömdük çocukluğu
Kum saatlerinin kırık belleklerine.
Kayıt Tarihi : 5.4.2025 12:06:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!