ZAMAN
Doğduğumdan beri şahidim ben de,
Bugünden yarına yürüyor zaman.
Takoz da yok durduracak fren de
Emredilen yere varıyor zaman.
Önce emekletti, sonra yürüttü,
Kışlara tutuldum karlar kürüttü.
İşte altmış üç seneyi eritti,
Kendinden çok beni yoruyor zaman
Bir enine bakıyor bir boyuna,
Çocuk diyor daldırıyor oyuna.
Yatırıp düşlerle koyun koyuna,
Darbeyi ilerde vuruyor zaman.
Başta sana güzel roller biçiyor
Çocukluktu gençlikti tez geçiyor.
Zahmetli olanı en son seçiyor
Sırtına her yükü sarıyor zaman.
Günü, ayı geçtim yılı yutuyor,
Bu iştahı gözümü korkutuyor.
Gönlü varsa; gönlünü hoş tutuyor,
Gönlü olmayınca kırıyor zaman.
Tutuşturdu ele bir kalem defter,
Dedi; “marifetin ne ise göster.”
O günden bu güne dökmekteyim ter,
Halimi elbette görüyor zaman.
Hem diker karşıma bir güzel peri,
Hem bırakmaz gelsin üç adım beri.
Ayırarak Arzusundan Kamber'i,
Defterini tutup dürüyor zaman
Ne pir sundu ne göl sundu o suyu,
Sağ olsun düştüğüm o derin kuyu.
Boş bırakmaz saz çaldırtır yaz boyu,
Gönül tellerimi geriyor zaman.
Dedi Müslüman’a hem farz hem efdal,
Çalacaksan ilmin kapısını çal.
Anladım ki şan şöhret bir parmak bal,
Açların ağzına sürüyor zaman.
Bindiğim kayıkta oldum kürekçi,
Yani çağdaş deyimiyle "emekçi"
Atadı gurbete muvazzaf bekçi
Nöbette bekletip duruyor zaman.
Çocukları geçti torun sayısı,
Kalmayacak gönlün boş bir kıyısı.
Bundan iyisi de Şam'da kayısı,
Ne varsa önüme seriyor zaman.
Osman gördün; demir gelince tava,
Kolda güç kalmıyor, körükte hava.
Neyin var alıyor sonra bedava,
Bir bardak soğuk su veriyor zaman
01.04.2026 İstanbul
Kayıt Tarihi : 1.04.2026 19:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!