Zahiri Alem Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4325

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Zahiri Alem

Zahiri alemde durur hakikat,
Asıl mahiyeti sunar cemaat,
Gölgeler ardında yatar tabiat,
Maddeyi tartmaya mizan lazımdır.
*
Eşyanın yüzünde parlar o nurlar,
Rengini göklerden topladı karlar,
Zihnin duvarını zorlar hep surlar,
Kaim durmalı dışsal mevcudiyet.
*
Cihanı anlatan yüce muallim,
Nefsine yenilmiş zavallı zalim,
Fırtına kopsa sığınaktır salim,
Haklıya verilir ulu mertebe.
*
Suskunluk içinde kurulsun hece,
Yıldızı kararmış ışıksız gece,
Yüzleri saklayan siyah tül peçe,
Göklerin ardını sorar dururuz.
*
Gölgeden sıyrılan parlak aynalar,
Kayaları delen taşkın deryalar,
Gözleri boyayan sahte rüyalar,
Yorgun yolcuyuz gerçeği arayan.
*
Maddenin ötesi sonsuz fezadır.
*
Toprağa dökülen sararmış yaprak,
Dereler kurusa hasrettir toprak,
Üstüne basılmış tozlu son durak,
Adil tartmalı mizanın kefesi.
*
Kuşların dilinden kopsun ezgiler,
Alnına kazınmış derin çizgiler,
Umutları yıkar acı sergiler,
Sonsuz sorudur fikrime takılan.
*
Gecenin bağrında yansın meşale,
Düşleri süslesin altından kale,
Gönülden dökülsün hüzünlü hale,
Objektif olmanın bedeli ağır.
*
Işığın vurduğu serin köşeler,
Kederi dağıtsın masum neşeler,
Tarihi anlatsın suskun şişeler.
*
Kazınsın mermere eski kitabe,
Tarumar olmuş o sessiz harabe,
Ufukta belirdi ulu sahabe,
Fiziksel yasalar değişmez kural.
*
Nehrin sularında batsın gemiler,
Matemi andırır siyah çiniler.
*
Gökteki yıldızı tutsun teleskop,
Sonsuz fezaları tarasın mikrop,
Dağların ardından fırlatılsın top,
Esirin yattık görünmez aslında.
*
Renklerin ahengi boyar tablayı,
Süsler durur mahir ressam ablayı,
Rüzgara bırakıp ince yaylayı,
Maddede yatar daima gerçeklik.
*
Fırtına öncesi eser rüzgarlar,
Şehri aydınlatır ışıklı barlar,
Kayaları döven ulu rüzgarlar,
Haktır işitmek mantığın sesini.
*
Buzulları delmiş sivri zıpkınlar,
Derinlik vadeden coşkun akınlar,
Yolları kapatır karlı baskınlar,
Hürmet sunmalı doğanın gücüne.
*
Yolları gözetler yorgun bulutlar,
Kaygıyı dağıtır tatlı umutlar,
Denizi kuşatır yeşil hudutlar,
Fikri arayan beslemeli aslını.
*
Uzak diyarlara uçtu şahinler,
Feryadı gizler o sessiz enginler,
Ruhumu dinlese ulu bilginler,
Aklımdan silinir zayıf noktalar.
*
Hücreyi besleyen canlı dokular,
Gölgeler içinde gizli korkular,
Varlığın yasası şaşamaz asla.
*
Denizler dibinde yatar inciler,
Baharın müjdesi tellal elçiler,
Altını eriten sıcak bekçiler,
Kök salıp uzansın ağacın dalı.
*
Meyveyi koparmış nasırlı kollar,
Yokuşu bitirdi engelli yollar,
Geceyi kapattı sihirli çullar,
Sabahın nurunu elbet selamlar.
*
Kışların ardından güldü baharlar,
Dağların başında eridi karlar,
Selleri taşıyor coşkun pınarlar,
Gözümün önünden aksın durmadan.
*
Hasreti bitirsin uzun köprüler,
Cismin ötesini bilip süzerler.
*
Maddeye kazınmış o kesin hatlar,
Dışsallık arınmış kilitli katlar.
*
Zahiri dünyanın kanunlarına,
Boynunu eğecek bütün varlıklar,
Kuşkuyu silemez zayıf darlıklar,
Keser ortadan mantığın kılıcı.
*
Mağara karanlık sessiz zindanlar,
Hücreye tıkılmış dilsiz hayvanlar,
Sonsuzluk arıyor garip kervanlar,
Kaybetmiş yolunu gezer çöllerde.
*
Aklımdan süzüldü incecik fikir,
Gerçeği yansıttı o berrak zikir,
Sırları saklıyor ulu serasker.
*
Kanunu uygulasın o hakemler,
Ölçüyü kaçırmaz kamil kalemler,
Mizanlar üstünde dursun değerler.
*
Güneşin kavurduğu çöl kumları,
Rüzgarla savruldu küllü mumları,
Karanlık gecenin soğuk huyları,
Tartısız olmaz evrenin nizamı.
*
Kaderi okusun bilge hocalar,
Dumandan boğulmuş eski bacalar,
Şafakta dağılsın yorgun geceler,
Zordur eşyanın zatına dokunmak.
*
Gerçeklik saklamaz kendini asla,
Hakkınız arayın koca makasla,
Tarihe kazınır uzun libasla.
*
Ömrünü adasın fani bedenler,
Cevheri arasın sadık gidenler,
Zihniyet farını takip edenler,
Tohumu eker toprağa sessizce.
*
Baharın koynunda açar tomurcuk,
Annenin göğsünü emer yumurcak,
Buzları eriten o sıcak kucak.
*
Sınırları çizer katı kurallar,
Hayaller üstüne konmuş krallar,
Sözleri bitirsin ulu naralar.
*
Cismin ağırlığı çeker derine,
Düşünce yükselir göğün serine,
Tarafsız mizanlar kurduk yerine,
Canlar erecek sonsuzluk sırrına.
*
Dikenli yolları aşsın aşıklar,
Kaşığı tutmasın titrek ışıklar,
Menzili arasın nurlu maşuklar.
*
Dağların zirvesi dumanlı başlar,
Kayalar üstünde sekizgen taşlar,
Kederden süzülür sıcak gözyaşlar,
Anlar mahiyeti kamil akıllar.
*
Kesin sebebi anlatsın nakiller,
Kanunu getirsin dürüst vekiller,
Ulu divanda verilsin o hükmün.
*
Adalet daima üstün tutulur,
Zulümle kurulan tahtlar yutulur,
Çöken karanlık maziye atılır.
*
Sabahın güneşi vurdu ufuktan,
Geceler çıktı aydınlık şafaktan,
Zinciri kıranlar koptu nifaktan,
Sırra erecek gerçeği görenler.
*
Gizemi çözenler yola girmişler,
Manayı bilenler gülü dermişler,
Mutlak fatihtir aslını bulanlar.
*
Silinir gölgeler nurlar parıldar,
Zirveler buz tutup rüzgar hırıldar,
Dereler çağıldar sular şırıldar,
Adımlar uyar evrenin ritmine.
*
Kıyıyı döver hırçın dalgalar,
Kökleri kurutan keskin baltalar,
Acıyı dindiren sihirli otlar,
Fikri aydınlatan derin notalar.
*
Kitaba yazılmış sonsuz rotalar,
Zamanı durdurur kesin satırlar,
Hafıza silinmez dünü hatırlar,
Taşları öğütür güçlü katırlar.
*
Işığı arayan mahzun zihinler,
Kuşkuyu dağıtan kesin yeminler,
Tohumu yeşerten sıcak zeminler,
Tarlaya eker hakikat tohumu.
*
Rüzgara direnir sağlam kayalar,
Düşleri süsler o parlak boyalar,
Güneşi saklamış türlü mayalar,
Maddenin özüne gider kapılar.
*
Sağlam dikilen o taşlık yapılar,
Sonsuzluk arayan güçlü tapılar,
Tarafsız kararlar sunan yargılar,
Ön yargıyı yıksın nurlu sargılar,
Ufkumu açsın o derin kurgular.
*
Cisimler uzayda boşluk doldurur,
Yer çekimi bütün canı soldurur,
Sessiz yaprağı dalından yoldurur,
Varlığın temeli mutlak maddedir.
*
Uzayı kuşatır sonsuz caddeler,
Menzili gösterir kesin raddeler,
Haklıyı savunur koca yürekler,
Toprağı eşeler o paslı kürekler,
Binayı tutacak çelik direkler.
*
Geçmişe gömülsün gizli sırlar,
Zihnin tarlasına düşmüş mısırlar,
Geleceği yazar uzun asırlar,
Döner tarihin o sayısız çarkı.
*
Toplumu uyarır bilge sözcükler,
Dağları eritir minik böcekler,
Baharın müjdesi açan çiçekler.
*
Kuruyan dallara sular taşınır,
Kayalar yağmurda erir aşınır,
İlimle engeller kolay aşılır,
Yanar durur gerçeklik meşalesi.
*
Maddenin aslında zihin kudurur,
Cahiller daima sövgü savurur.
*
Anlamak arzusu sardı ruhumu,
Okumak eylemi yıktı kulumu,
Hakikat denizi yuttu pulumu,
Günahı tarttı mizanın kefesi.
*
Zamanı durdurmuş büyücüler,
Karanlığı soymuş temizleyiciler,
Ufkunu açacak süsleyiciler.
*
Kıyamet kopsa da düzen hiç şaşmaz,
Gökyüzü yarılsa o ışık taşmaz,
Maddeden kopanlar asla yaşamaz.
*
Zahiri dünyanın kanunlarına,
Boynunu eğecek cemi varlıklar,
Kuşkuyu silemez zayıf darlıklar,
Keser ortadan mantığın kılıcı.
*
Mağara karanlık sessiz zindanlar,
Hücreye tıkılmış dilsiz ceylanlar,
Sonsuzluk arıyor garip yılanlar,
Kaybedip yolunu çöllerde gezer.
*
Süzülür aklımdan incecik fikir,
Gerçeği yansıtan berrak sular kir,
Sırları saklasın ulu misafir.
*
Dışsallık aranır kilit katlarda,
Zahiri dünyanın kurallarında,
Eğecek boynunu kalın hatlarda.
*
Kuşkuyu silemez kara karlıklar,
Keser ortadan mantığın kılıcı.
*
Mağara karanlık sağır adamlar,
Hücreye tıkılmış cansız hayvanlar,
Sonsuzluk arıyor suskun limanlar,
Kaybetmiş yolunu yerlerde gezer.
*
Süzüldü aklımdan ince fikirler,
Gerçeği yansıtır berrak zikirler,
Sırları saklıyor ulu bekirler.
*
Aranır dışsallık mutlak sıfırda,
Zahiri dünyanın sonsuzluklarında,
Boynunu eğecek yüce dağlarda,
Kuşkuyu silemez soğuk bağlıklar.
*
Mantığın kılıcı keser kökünden,
Karanlık mağara sesler yüzünden,
Hücreye tıkılmış canın sözünden.
*
Sonsuzluk arayan garip yüzler,
Yolunu kaybetmiş çölleri özler,
Aklımdan süzülür incecik sözler.
*
Gerçeği yansıtır berrak sular,
Sırları saklıyor ulu nurlar,
Arar dururum maddenin sırrını.
*
Zahiri dünyanın kuralları var,
Boynunu eğecek varlıkları var,
Kuşkuyu silemez korkulukları var,
Keser durmadan mantığın kılıcı.
*
Mağara karanlık dipsiz kuyular,
Hücreye tıkılmış sessiz duyular,
Sonsuzluk arıyor garip uykular,
Kaybetmiş yolunu gezer çöllerde.
*
Aklımdan süzülsün ince hayaller,
Gerçeği yansıtsın çıplak heykeller,
Sırları saklasın ulu dervişler,
Derin dışsallık aranır kalplerde.
*
Zahiri dünyanın karanlığında,
Eğecek boynunu canlı ruhlar da,
Silemez kuşkuyu zayıf akıllar.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 22.05.2026 02:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!