Ver kalbimi bana, sen de kalmasın,
Benim aşkıma lanetler yağmasın...
Her akşam gözlerim donsun ansızın,
Veda ederken, öyle bir gül ki...
Artık arada bır uğruyorum sana,
Kapılarını aralıyorum yüreğinin,
yüzüne bakıyorum ve sonra gözlerine,
bende çoğalan özlemin sende kaç damla biriktigine,
gözlerinde artık göremediğim gökkuşağına,
kirpiklerinin kıvrımına asılan kibire ağlıyorum
ve birde yüreğinden deli saçması bir sebepten dolayı
tarafınca sürgün edilmeme.
Ben asıl sana aglıyorum,
sana yazıyorum dönüşü imkansız sonlarımı,
kuytu karanlık bir gecede
çoğalan hıçkırıklarımı
sana yolluyorum
bedellerinin arasına her gün yenisini yazıyorum.
Artık arada bir uğruyorum sana
aralıyorum nisan yağmurlarını
zamanın yüzüne ördüğü hüzne bakıyorum.
Ve birde bitmesede bu gel-gitler
yüreğimin sana dogru atısına...
Şimdi istedigin kadar gurur topla
sonra çıkar aşktan
ve özlemle çarp,
kibirine böl,
bu denklemin sonu
zamanın yüzüne ördüğü hüzünle eşit.
Hadi yüreğim yol uzun
şimdi sen git...
Denizin gözlerini hep benim sanırdım
Seninleyken...
Bir gün sessizce ve hıçkırıklara boğularak
Kaybolup gitme korkusu gezinirken
Bedenimin en acılı hücrelerinde...
Korkularım boy gösterir oldu sonunda.
ben sade içerim kahvemi
ne sütlü ne de şekerli,
ben iliklerime kadar yaşarım aşkı sevgili,
sen ister gör, ister bakma,
ben sinsi hüzne inat,
gülerim...
İçimde her gece bir düş kırıklığı
Lambaları ışıl ışıl kayıp kentin,
Tren sesleri çıldırmışçasına
Rayında koşturan
Ve gene içimi kavuran
Kayıp kentin aşıkları...
Bu gün bir bulut kalktı yüreğimden,
Sana doğru koştu,
Haberin varmı?
Bana güneşim derdin...
Bir yağmur hüznüne takıldı gözlerin.
Oysa hazırdım seni ellerinden tutup cennete çekmeye,
yalvardım,
geceye inat dilendim seni,
duymadın yar.
kalbimde, kırık bir keman, ince hastalık,
derin yara var...
kime sorayım,
‘Of’ çekmek yetmiyordu!
Duvarlara boydan boya sana olan nefretimin
Resmini çizerken...
Aslında tüm yaşanmışlıklar
Adı üstünde bir filmdi
Milyonlarca çığlık aldı
Rekora girdi,
Nefretimin filmiydi Oscarlık oldu...
Sevinçlerim küserken ak yüzlü güneşe
Geceye dönerken tüm saatler
Bir gün dedim
Yemin ettim!
‘ağlamayacağım, ağlamayacağım’
Gök gündüzüne kavuşsun
Ben sustum artık gözlerim konuşsun.
Anılarıma söz verdim
Hep güleceğim
Yalan da olsa gülüşlerim,
Ve seni hep anacağım viranda olsa
Sevişlerin...
Gurur taşlarından bir duvar ördüm
Koskoca bir mabet kurdum kendime
Sen yokken!
Susuşların nefretinle ördü saçlarımı
her sabah...
yalanlarınla yıkadım yüzümü,
hasretin kahvaltım oldu
gülüşlerin bir bardak çayım
hayalin sigaram
her sönüşünde tekrar yaktım
ve her yakışımda ömrümden dakikalar
çaldın...
Belki bu satırları okurken bana,
hak vereceksin...
ve sende kendinden benim gibi
nefret edeceksin!
İşte o gün damlayacak güneşin gözyaşları
Sitem kokan tenine...
Susacak tüm şehir susacak,
Dünya da zaman duracak,
Saliselerce...
Bu aşk nefretini de alıp
Uzanacak yas gemisine,
Güneşin gözyaşları uğurlayacak sessizce
Ve Ay’ın şavkında kaybolacak,
Tüm zamanların şehveti...
Yüreğine kaydedemediğin bu aşktan
Sana tek bir şey kalacak,
O da nefretim
Yaşadığın sürece nefesini ensende,
Hissedeceksin.
Bir ecel gibi gezinecek bedeninde
Umutların sönerken yavaş yavaş
Güneşin gözyaşları suçlayacak
Hayallerini...
İşte o gün titreyecek bedenin
Susacak tüm şehir susacak,
Dünya da zaman duracak,
Saliselerce...
Nefesinle uykuya daldığım günün düşünde dolaştım bu gün yine...
Mavi mavi baktın bana ve sanki yokluğun yalanmış gibi güldün
Cumaya hazırlıktaydın sanki,
Misler sürünmüş, siyah takım elbiseni giymiş,
Fötürün saçlarını kapatmış siyah gözlüklerin gözlerini...
Ben yine 9-10 yaşlarında kapıdan çıkışını izliyorum dönüşüne kurulu.
Altı üstü bir yağmurda ıslandık,
Sıcak şarabın gözünde demlendik sabaha...
Gizli yasak odalarında seviştik aşkın...
Kan kırmızı bir gülün yapraklarında birleşti dudaklarımız,
Olacağı varmış oldu işte,
Hazan çıkışı kışa yakalandık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!