Yusuf Gibi Kuyularda
Zifiri bir sakinliğin ortasındayım şimdi
Güneşin unuttuğu göğün terk ettiği o derinlikte
Yusuf gibi kuyulardayım
Sırtımda kardeş hançerinin soğuk izi
Dilimde sabrın en ağır en çaresiz sözleri
Bu kuyu sadece taştan ve topraktan değil
Bu kuyu güvenin kırıldığı vefanın sustuğu yer
Kendi kanımdan olanların elleriyle itiği
Üstüme bir avuç gökyüzünün çok görüldüğü bir yer
Sesim duvarlara çarpıp bana dönüyor
Yalnızlık nemli bir duvar gibi ruhuma işliyor
Sevmek diyordum bir kalbe sığınmak gibiydi
Meğer sevmek o kalbin kuyusuna düşmekmiş bazen
En yakınından gelen rüzgarla üşümek
Ve en güvendiğin dalın kırılmasıyla yere düşmekmiş
Ama biliyorum
Her kuyunun bir ağzı her karanlığın bir şafağı var
Yusufu Mısıra götüren yol bu karanlıktan geçerdi
Gömleğim arkadan yırtılmış olsa da
Kalbim derinden dosdoğru bir imana emanet şimdi
Zindanlar saray olur acılar bal olur elbet
Yeter ki kuyuya düşüren el değil
Kuyudan çıkaracak olan O hikmet olsun niyet
Bekliyorum
Bir kervanın kovasını bir nasibin fısıltısını
Çünkü biliyorum ki kuyuda unutulanlar değil
Kuyuda pişenler devralır hayatın tahtını
Yusuf gibi sustum Yusuf gibi bekliyorum
Karanlığın içinden aydınlığa bir yol çiziyorum
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 10:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!