Tarihin ibret dolu sayfalarından ders almaz şu saray halkı,
Tarih tekerrürden ibaret der hep gafil aklı,
Ak'ledebilseydi sarayın şu sefil halkı,
Batarmıydı hiç hoyratça yönetilen vatan sathı.
Evvelâ tedbir gerek, sonra tevekkül kılalım,
Gaflet uykusundan uyanıp, hakkı bulalım.
Fırtına kopmazdan evvel bağla gemin limana,
Nuh misali tufan gelmeden, deryaya dalalım.
Sanma ki dünya baki, her baharın sonu kış,
Gül solmadan bahçede, biz tedarik görelim.
çorak gönüller…
güller soluyor
şehitler diyarı ülkemde
nedensiz…
ruhlar yükseliyor
Dağ kekiğim
Sevgiliye duyulan özlem
Her daim yükseklerde
Mor-beyaz çiçekleri vuslata çağırır
Huzur veren kokusu tutsak eder
Eğilmelisin dokunabilmek için
Büyük lütuf…
Hayat çok yeknesak
Hane-i saadetime her dönüşte
Ağır ağır çıkarım mermer basamakları
İsyan ettiğim her şeyi ezercesine
Can Erzurum…
Nerden düştü aklıma bilmem
Bir hasret turu yaptım bir an
Erzurum türküleri eşliğinde
Sanal alemde...
Yollar...
Anadolum benim
Gül kokulu yarim
Baba ocağı, ana kucağı
Cennet yurdum
Anadolum
Canan bir muhabbet ister canından
Lâkin dilde derman elde takat kalmamış ne bilsin canan
Herkes bulmuş merkezi, kazığı çakmış çoktan
Bir ben kalmışım meğer avanakasnak gibi debelenen.
Bir ağacın gölgesinde dibine
Bir ana kucağına yatar gibi
Her şeyden emin sırt üstü uzandınız mı hiç?
Bir ağacın göğe uzanan gövdesinden
Kulaklarınıza yaşam sevgisini fısıldayarak hafiften esen
Blr rüzgarın kulaklarınızda bıraktığı hoş sâdayı duydunuz mu hiç?
Bir şeyi değil çok şeyi eksik artık baharın.
Bahar güzelliklerin habercisiydi... sağlığın, mutluluğun, güvenin habercisiydi.
Küstürdüler baharı doyum bilmez ahmaklar.
Toprağımızı bozdular, tohumumuzu bozdular, gıdalarımızı bozdular.
Sağlığımızı çaldılar bizden... suyumuzu, havamızı, rüzgârımızı çaldılar.
Küstü bahar... küstürdük baharı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!