Bak kardeşim, Çamlık Millî Parkı’nın o ulu, o heybetli çamları altında durdum dertli dertli...
Bozkırın tam ortasında yükselen o saklı yeşil vahada yapayalnızım şimdi.
Beni bıraktın sen herif, bu kimsesiz, bu dondurucu gecenin tam ortasında!
Bir Sürmeli türküsü çınlar Yozgat’ın o ayazlı, soğuk caddelerinde,
"Dersini almış da etme efkâr" der ozan, bağlamanın yanık teline vurup inler...
Sen ellerin bahçesinde, o yabancı iklimlerde al güller dererken gamsızca, ben burada karardım.
Tarihi Saat Kulesi’nin gölgesinde oturdum da bir cigara yaktım efkârla,
Abide Meydanı’nın kalabalığında kayboldu gitti benim o dertli, o yorgun ayak izlerim...
Biz seninle bu gururlu bozkır toprağında bir ömür sürecektik heyhat, yarım kaldık!
Çapanoğlu Camii’nin avlusuna çöktüm seher vakti ezan okunurken,
Dualar ettim, haykırdım gece yarısı seninle bir daha kavuşabilmek için...
Ama senin yüreğin taşlaşmış sen herif, duymadın benim bu son feryadımı.
Kerkenes Harabeleri’nin, o eski dağların sisli kalıntılarında aradım izini,
Bozkırın acı poyrazı vurur yüzüme bıçak gibi, dondurur gözümdeki sıcak yaşı...
Bu toprağın insanı yiğittir, sözünün eridir; sen ise kıydın bu garip adama, bakmadın gözümün yaşına.
Sorgun’un, Yerköy’ün o uçsuz bucaksız, geniş ovalarında toz kalkar rüzgârla,
Hangi delikanlı dostun kapısını çalsam "Geçer yahu, sabret" derler da, bilmezler ki;
Şu koca bozkırda hiç kimse çekmedi benim gibi bu ayrılığın, bu ihanetin acı tadını.
Görüyorsun ya, söz devrildi artık, Yozgat’ın ovalarına çöktü o zifiri bozkır gecesi...
Çamlık’ın ulu ağaçları, şu dilsiz dağlar şahittir bu mağrur adamın ahına;
Kendi ağıdımı kendi bağrımda yaktım da, yine de boyun eğmedim, başımı eğmedim sana asla!
Kayıt Tarihi : 28.08.2026 05:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!