Siliniyor zihnimden, bütün çocukluk anlarım, çok apaçık.
Çok uzakta duran, soğuk isimleri işittikçe derinden.
Yuva kurmuş adamlar, bakışlarken hep suskunca, kör köşede.
Ara sıra görünmez gölgelerden, hep haykırırken sessizce.
Bugün elimden uçan, çeşitli fırsatların, yası altında.
Gençliğin akıp giden, hür coşkuları, gerilerden bakarken.
Geçmiş çağların ardında bıraktığı, yorgunluklar sızlatır.
*
Alev kalmadı, soğuk loş ocağımda, artık üşümekteyim.
Hep arıyorum sürekli, unutulmuş tatlı hatıraları.
Parçasını yetmiş liraya sattığım, mavi biletler vardı.
Pazar sabahı gezdiğim, uzun sokaklarda gizli dertlerle.
Eşimle beraber durduğumuz, ıssız köşelerde üşürken.
Tapınağın loş merdivenlerinde, titreyen adımlarla durduk.
*
Evvelce, yalnız adımlamak durumunda kalmışken İzmir'de.
Parmakları hep boyalı, karıcığımla dolaşırken neşeyle.
Bütün sanat galerilerini, ziyaret ederken keyifle.
Çıkılan yokuşta, tebessüm ettiğimiz dakikalarda hep.
Zihnime sızıp duran, ağır düşünceler sarsarken bedenim.
Ağırbaşlı itirazlar belirirdi, soğuk şehir Van'da hep.
*
Van'ın bilinen, süslü tarihi eserlerinde, gezerken ah.
Zindanlarında bulunmuş, mahzenlerinde bekleyen adamlar.
İsyan ediyorlar, kurallara sıkışınca dar yerlerde hep.
Tutamayınca yönünü şaşalarsın, bilmediğin yörede.
Sözler savurursun sinirle, etrafındaki taş duvarlara.
Fırlatmışlar elmaları, değemeden ulaşmamış çetine.
Ulaşmamış yukarıdaki çatının, açık noktalarına.
*
Aylar geçince unutulan, ihtiyar teyzenin kollarından.
Elmalara evrilir umutlarım, tepemden indiğinde sert.
Kahramansın onca toplum arasında, diyorlar burda Van'da.
*
Eşim sürekli aklamak maksadıyla, savunmalar sunarken.
Ozanların eserlerini, es geçerek durmadan yönlendi.
Ömürlerini incelediği anlarda hep, anlayarak bizi.
Kredilerden sıyrılmamın, çok imkansızlığını hesaplarken net.
*
Ağzımın köşesinden dökülen, sızılı mısralarımı saf.
Buruşuk çehreli gölgeye, vefatımdan epey ertesine.
Yalnızca uçuşan, ak kuşların kanatlarında dolaşanlara.
Kaleme alıyorum hemen, yoklayarak zihnimi etraflı.
*
Özellikle taşıtla uçup, uzaklaşan anda Ankara'ya.
Çizmesini fırlatıp, topuklarına odaklanan yolcunun.
Renkli topuklarındaki, pembe izleri saklayanlara sır.
*
Kutu tarzı panayır alanında, adımlarım hemen uzar.
Melodiyle uçan desen meyhanede, taşanlarla bağırdık.
Sıcak nemli çalışan, tüm hanımlara kömür yükü dökülür.
İçki sunan matematik uzmanıdır, bilmiyordu kuşları.
*
Zihnimden silinmesini sağlayınca, hanım arkadaşım tüm.
Epey vakit geçip, tekrar belirdiğinde Ankara sokağında.
Koynumdan yine çift tatlı öpücük kondurdu, açıkladığımda.
Atası çağında uçan şoförle, uyuduğunu gördüğümde.
Yolcular rehberinin, alev alan pür siniri, çok gelişti.
Alevlenmiş suratımdaki, çatlaklardan fışkıran lavlarla.
*
Fazlaca gülünç uydurulan, fıkralar gelip geçti hızlıca,
Duymadım artık, soluğum buğulandı, uzak diyar Paris'te.
Şahsına Mozart eseri çaldırdığını, işitince aniden.
Başlangıç anından itibaren, beynimde yankılanan sestir.
Paris meydanı merkezinin, çağrıları soğukluk yayarken.
Çıplak vücutlu akademi mensupları, taşlarda sızlarken.
*
Şiddetle sızarken, fıçının diplerine gömdüm, net yüzümü.
Duyguya vardırmadı, tüfek kılıçların pek sert çınlaması.
Umursamıyordu asla bitenleri, dertli okul mensupları.
Hiç umursamıyordu asla, hep hayat sürenler ebeveynlerdi.
Yararlı geliyordu rakı, ara sıra kimi kaynatırdı.
Büsbütün üşüyen bedenimi, koruyan mutlak serinlikten.
*
Canım buz kestikçe bilakis, demir parçasına döndü göğsüm.
Şafak sökene dek, acı çeken bardağıma, suyu ver hemen,
Ballı su yudumlar haldeyim, ulu başkanın parmaklarından,
Kanılamaz net büyüdür, uzun boylunun parmaklarındaki.
Kayıt Tarihi : 26.2.2026 14:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!