Yolcu Salonu Şiiri - Baki Ortak

Baki Ortak
1054

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Yolcu Salonu

Gam gecesi çöktü yine gönlüme efgân ile,
Yârin hayâli dolaşır sinemde hicrân ile,
Her nefeste adın düşer dilime pinhân ile,
Ömrüm geçer yollarında hasret ü hüsrân ile.

Ve bazı geceler vardır ki üstadım Vedat Dündar,
bir havaalanından daha kalabalık,
bir ayrılıktan daha sessizdir.
İnsan kendini bir koltuğa bırakır,
ama yorgunluğunu bırakamaz.
Gözleri ekrandaki rakamları izler,
kalbi ise yıllardır geciken bir seferi...

Çünkü her insanın içinde
kalkış saati belli olmayan bir uçak vardır.
Ne kule bilir onu,
ne görevli çağırır anonslarda.
Yalnızca yürek duyar
kanatlarının gizli çırpınışını.

Bülbül gibi nâlân oldum gül cemâlin aşkına,
Mâh utansın dedim baktım çeşm-i mestin şevkine,
Bir tebessüm bağışlasan cân veririm demine,
Sabrım tükendi ey güzel, düştüm firkat derdine.

Bir çocuk pencereye yaslanır,
bulutları oyuncak sanır.
Bir ihtiyar bastonuna dayanır,
ömrünün son durağını düşünür.
Bir kadın sessizce mendilini sıkar,
bir adam başını öne eğer.

Ve hiç kimse fark etmez;
aynı salonun içinde
yüzlerce ayrı kader beklemektedir.

Bazı bavullar ağırdır,
içinde çok eşya olduğundan değil.
Bir fotoğraf taşır mesela,
sararmış bir mektup,
yarısı silinmiş bir isim,
ve dönüp de sorulamamış bir soru...

İşte o yüzden insan
en çok kendi yüküne yenilir.

Gülşen-i ömrüm sarardı ayrılığın yelinde,
Umudum kırık bir ney gibi gönül telinde,
Kul Ortak ağlar durur aşkın son menzilinde,
Belki bir gün vuslat açar goncasını dilinde.

Dışarıda uçaklar kalkar,
şehirler küçülür altında.
Dağlar bir çizgi olur,
nehirler ince bir hat.

Ama insanın içindeki mesafeler
hiç küçülmez.

Kaç ülke geçersen geç,
kaç deniz aşarsan aş,
yüreğinde kalan boşluk
aynı yerde bekler.

Üstadım Vedat Dündar,
senin dizelerinde dolaşırken anladım ki;
havaalanları yalnızca yolcuları taşımaz,
hatıraları da uğurlar.

Ve her vedanın gölgesinde
biraz kader,
biraz dua,
biraz da gözyaşı vardır.

Gece derinleşir.
Anonslar azalır.
Işıklar solgunlaşır.

Ve insan kendi içine doğru yürür.

Orada ne pasaport sorulur,
ne kimlik gösterilir.
Orada herkes
yalnızca kalbinin adıyla çağrılır.

Sonra vakit gelir...

Bir gün hepimizin adı
başka bir listede okunacak.

Ne terminal olacak,
ne bekleme salonu.
Ne bavul aranacak,
ne bilet kesilecek.

Yalnızca sonsuzluğa açılan
sessiz bir kapı duracak önümüzde.

Ve biz,
ömrümüz boyunca taşıdığımız kırgınlıkları,
özlemleri, sevdaları, pişmanlıkları
orada bırakacağız.

İşte o zaman anlayacağız;

Dünya dediğimiz şey,
iki nefes arasına kurulmuş
geçici bir aktarma salonuymuş.

Ve insan,
varacağı yeri arayan
ebedî bir yolcuymuş.

Şimdi uzaklardan bir anons duyuluyor sanki...
Gidişler hazırlanıyor.
Zaman kapılarını açıyor.

Ve ben,
elimde ömrümden kalma birkaç hatıra ile
sessizce bekliyorum.

Adımı çağıran o büyük yolculuğa kadar...

Çünkü biliyorum;

Her yol,
insanı biraz kendine götürür.

Her ayrılık,
bir hakikati öğretir.

Her bekleyiş,
ruhun aynasında çoğalan bir duadır.

Bunu bana
sevgili üstadım Vedat Dündar'ın dizeleri hatırlattı.

Şimdi sözün sonunda,
bir yolcu gibi göğsüme iliştirdiğim ismimle sesleniyorum:

Ben de bu uzun bekleyişin
sessiz yolcularından biriyim.

Bir elim dünyada,
bir elim duada.

Ve gönlümün bavulunda
yalnızca sevda taşıyorum.

Der ki son durakta:

Kul Ortak...

Baki Ortak
Kayıt Tarihi : 3.06.2026 19:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Sevgili gönül dostlarım bu şiirim Şair Vedat Dündar'ın "Hava Alanı" şiirinin derin izlerini yüreğimde hissederek Aynı duygu ikliminde dolaşan, ayrılığı, bekleyişi Ve insanın iç yolculuğunu farklı bir sesle Yeniden kaleme aldım zarif bir nazire olduğunu kanaatindeyim Kalemime ilham veren dost yürek güzel insan Şair Vedat Dündar'a selam olsun.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!