YİTİK KRAL
kükrüyordu genç aslan,
dünya,
dişlerinin arasında kırılıyordu.
gölgesine bir sırtlan yapışmıştı.
açlık gibi konuşan,
cümleleri kemikle konuşan.
uzakta,
adı eskimeye yüz tutmuş bir aslan,
taşıyordu rüzgârları sırtında.
“burada kral çoktan tükendi,” dedi;
“gel, avı birlikte bölüşelim,
güç, tek başına ağırdır”.
sırtlan,
gözlerini kıstı,
genç aslanın gururuna bir parça et bıraktı.
“yaşlı olanın sesi
kırık bir çene gibi” dedi:
“ona yaklaşma”.
ve genç aslan,
kendi yankısına inandı.
bir boğuşma,
bir sessizlik,
bir düşüş…
orman,
bir kükremeyi daha eksiltti içinden.
günler sonra
aynı ses,
ama boş bir yankı…
“kral benim.”,
kimse cevap vermedi.
çünkü orman
krallarını hatırlamaz,
sadece izlerini bilir…
ve orman, ilk kez bir krala ihtiyaç duymadığını fark etti.
bir gün,
demir kokusu geldi uzaktan.
insan eli, sabırla kurulan bir yokluk.
“sirk için uygun” dedi biri,
güneş bile geri çekildi.
aslan baktı
kendi gölgesine,
ilk kez itaat eder gibi küçüldü.
“beni kurtar,” dedi sırtlana,
“dişlerin hâlâ yerinde”.
sırtlan güldü,
daha çok susarak…
“dişler kırılır,
et kalmaz sonra
ben neyle yaşarım?”
ve gitti…
kafes,
ters çevrilmiş bir ormandı artık,
demirden dalları vardı.
üzerinde, sessiz kuşlar…
kırbaç sesi,
bir zamanlar kral olanın diline…
dışarıda orman,
hiçbir şey olmamış gibi büyüdü.
içeride
bir isim eridi,
kendini hatırlamayı bıraktı…
ve bir gün,
kimse onu anmadı.
çünkü bazı krallar
ölmez.
sadece
unutulacak kadar silinir…
Kayıt Tarihi : 28.06.2026 01:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bir sinirle yazilan




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!