Zihin uzaylarında, ışık saçmalı,
Yokluk perdelerinde, eser koymadan,
Rüya deryalarında, yüzüp dururuz.
*
Düşler diyarı, coşkun nehir misali,
Gündüzün aydınlığı, siyahı boğar,
Siyahın gölgesinde, matem yaşanır,
Karanlık çığlık atar, ışık tükenir,
Ayaz çetinleşerek, dondurur teni,
Asırlar dizi dizi, eriyip göçer.
*
Amaçlanan, yorucu dik zirvelerdir,
Şunu kesin biliriz, asil umutlar,
Ruhun aleviyle, şenlendirir teni,
Söz meclisleri, alev alev canlanır,
Ulaşılan, nurlu dik mertebelerdir.
*
Çağlar yaşanır, ufuk uzadıkça hep,
Çekilen hava, yaban elin ruhu mu,
En temiz titreyişte, tutsak hayaller,
Özünü, benliğin ötesinde saklar,
Taşları ıslak diyarın merkezinde,
Karanlıklar, birdenbire çöker başa,
Diri heyulalar, parıldar zihinde.
*
Tortu zihne kazınır, zehir misali,
Dimağda uyanan, doygunluk neşesi,
Nerdeyse boyun eğilip, silinirken,
Hayır sesi inliyor hep, genzimizden,
Artığına itiraz edilir iken,
Yeni hedefler istenir, ta yürekten.
*
Bulut ağlamasını, duymak erdemdir,
Olgunluk çağı, kopup sızar uzaktan,
Bilinmeli ılık aylar, tükenmiş hep,
Peşinde kederle, silinmiş isimler,
Eskinin yükü, canlanır gülüşüyle,
İhtişamı kuşanan, engin nefesler.
*
Sararan yapraklar, matemin resmidir,
Camdan temasların, boyasını sürer,
Nöbet sonlanır, zulmetin çığlığında,
Gerisi yalnızca, kuruyan fidandır,
Ruhu hiçliğe çeken, damlalar iner,
Yazık uçup giden, saniyeler kuyu,
Tökezler, meçhule doğru yürürüz hep.
*
Dökülen gazelin, bağrında yok isek,
Bitmeyen molalardan, hedef buluruz,
Nefes alıp, taze fidanlar umarız,
Yıkan kudretin, sillesini yemeden,
Örgüleri, lodosla okşananlarız,
Şekle girmeyen, tüm rüyalar taşkını,
Usulca süzülür, çıplak tenimize,
Nice turna sürüsü, akar sancıya,
Pek eski çağların, kucağından kopup.
*
Seçeriz, ruhun merkezindeki özü,
Fani cihanın, karmaşası misali,
Tek hamlede, yudumlayıp tüketiriz,
Tek atımlık, alevli buluşmadır şu,
Ilık ılık filizlenir, tutkuları,
Acı sızıyla eksilip, tamamlanır,
Sızılı his kalır, hecelerimizde,
Acı kederler, asılı kalır serde.
*
Taş dibeklerde, ezilip püreleşsin,
Rızasını alsın, koca kainatın,
Kaynasın çömlekte, nefis lezzet ile,
Rayihası yayılsın, bütün evrene,
Şanı büyüsün, yiğitlerin ağzında,
Temas etsin lebin tüm kıvrımlarına
Lisanlardan lisanlara nam salsın hep
*
Beyaz dalgasının, lebe ulaşması,
Bütün kitlelere, kısmet olmaz asla,
Bedenin merkezini, kora çevirir,
Yudumlanan demin, harını saklar hep.
*
Fark ederiz, zemin çamurdan kaseler,
Bunun peşinden, sadık yoldaş toplanır,
Kavurucu yarenlik demlemekteyiz,
Tatlı mizaç, diplerden çekip kurtarır,
Ulvi tırmanışa doğru, yürürüz hep,
Sonsuz yaşamaya, yollanmadın sanki,
Mekanda, yalnızca misafirsin mutlak.
*
Hazan çağı, etrafta gezinir iken,
Bir anda sır olup, yitince sezeriz,
Hemen oluk oluk, nefes çekilmeli,
Gazel ormanlarından yürümekteyiz,
Zira, boraların tam göbeğindeyiz,
Coşku kasırgaları, bedenimizde,
Yorulmak bilmeyen, telaşlar peşinde.
*
Hece taşları, kelamın otağında,
Sözcüklerin çatısında bilişirler,
Heceden heceye, sekmenin ahengi,
Kelamdan kelama, bağların sırrında,
Yaprakların, ötekine diyeceği,
Tanyeri ağarırken, ufuktan öte,
Karanlığın sınırında bekleşirken,
Siyahın kucağında, yiter hazanlar.
Kayıt Tarihi : 23.2.2026 17:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!